39. “Sizleri yeryüzüne de hakim kılan O’dur. İnkâr edenin inkârı kendi aleyhinedir. İnkârcıların inkârı, Rableri katında yalnız kendilerine olan gazabı artırır. İnkârcıların inkârı, hüsrandan başka bir şey artırmaz.” O Allah ki sizleri yoktan var eden, sizleri yeryüzünde halifeler kılan, halefler kılan, değişik toplumların yerlerine sizleri getirendir. Dikkat ederseniz bize öğretilen ilmin hemen arkasından yaratılışımız ve yeryüzünde halifeliğimiz gündeme getirilmektedir. Bakara sûresinde anlatılmaktadır ki, Hz. Adem yaratıldığında ona Rabbimiz tarafından tüm isimler öğretilmiş, eşyanın bilgisi verilmiş, varlıkların varlık sebepleri ve fonksiyonları öğretilmiş ve sonra da tüm varlıklara halife kılınmıştı. Çünkü bilgisiz varlıklara hükmetmek mümkün değildir. Varlıklar tanınmadan, eşya tanınmadan onlara hilafet mümkün değildir. Bilgisiz yeryüzünde yürümek mümkün değildir. Bilgisiz halife olun-maz. Öyleyse eğer yeryüzünde kaybettiğimiz hilafetimizi yeniden elde etmek istiyor, Rabbimizin bizi yeniden halifeler yapmasını, egemen kılmasını istiyorsak, bunun başka çaresi yok, Allah’tan gelen bilgiyi çok iyi öğrenmek zorundayız. Vahye sarılmak, vahiyle hareket eder hale gelmek zorundayız; bunu asla unutmamalıyız. Göklerde ve yerlerde olan şeyleri bilen, göğüslerde olanları bilen, her şeyi bilen, bilgi kendisinden olan Allah’a evet demeliyiz, O’nun bilgileriyle bilgilenmeliyiz ki, yeryüzünde yeniden halifeler olabilelim. Bunun başka bir yolu da, yordamı da yoktur. Ama kim de bunu, bu gerçeği örterse, kim ki Allah bilgisini, Allah kitabını örterek, örtbas ederek, görmezden gelerek, yok farz ederek, ilgi kurmayarak bir hayat yaşarsa, kim ki Allah’ın bu rahmetine karşı nankörlük eder, kâfirlik eder, halifeliği örterek köleliğe ve zillet içinde bir hayata boyun bükerse, kim ki kitabı örterek elindeki kumandayla başka şeyleri açmaya kalkışırsa, kitabı kapatma eylemlerinin sonucu olarak bilsinler ki, Rableri katında yalnız kendilerine olan gazap artar. İnkârcıların inkârı, hüsrandan başka bir şey artır-maz. Onların cezası dünyada zillet ve meskenet içinde bir hayat, âhi-rette de cehennemdir. Kâfir olanlara, Rablerini örtenlere, Rablerini hesap etmeden, Rablerinden gelen bilgiyi hesaba katmadan bir hayat yaşamaları, bu cüretleri, kendilerine karşı Rablerinin buğzunu ve onların sadece azaplarını ve ziyanlarını artırmaktadır. İşte bu bir Allah yasasıdır ve bunu değiştirmek asla mümkün değildir. Kâfirlik bir ziyan demektir, bir hüsran, kayıp demektir. Kâfirlik, Allah’ın buğzu ve kaybediş demektir. Allah’ın yeryüzüne açtığı bu rahmet kapısı kitabı örtenler, elbette her şeylerini kaybetmişler demektir. Öyleyse gelin bu kitaba karşı kâfirlik yapmayalım. Gelin onu kapatmadan yana, örtmeden yana değil de, onu açmadan yana bir tavır belirleyelim de bu yasanın mahkumu etmeyelim kendimizi.