44. “Yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Onlar, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde Allah’ı aciz bırakabilecek yoktur. Şüphesiz O bilendir, kâdir olandır.” Bundan önceki sûrelerde bu konuları uzun uzun anlattık. Bu kâfirler yeryüzünde gezip dolaşıp, ama önce bu kitabın sayfaları arasında tarihî bir gezintiye çıkıp kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nasıl olduğunu görmüyorlar mı? Üstelik onlar şu andaki kâfirlerden daha güçlü, daha uzun ömürlü, daha büyük medeniyetlere sahiptiler. Ama ne olurlarsa olsunlar, neye sahip olurlarsa olsunlar hiçbir toplum, hiçbir güç Allah’ı yolundan vazgeçirecek değildir. Hiçbir şey Allah’ı aciz bırakacak, Allah’a geri adım attıracak değildir. Hiçbir güç Allah’a karşı meydan okuyacak değildir. Kulları asla O’nu âciz bırakamazlar, O’nu asla sindirip, usandıramazlar. Tüm toplumları helâk etse de, hepsinin defterini dürse de bıkıp usanmaz Allah. Allah Alîmdir, her şeyi bilen, her işi bilgiye dayanandır. Bilgisi tamdır ve bildiği her şeyi uygulayacak güç ve kudret sahibidir. Ama insanlar bilmedikleri için, bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Üstelik güçleri de yoktur. Nerde kaldı böyle bir Rable savaşa tutuşsunlar, O’nu âciz bırakıp yasalarını alt edebilsinler?