5. “Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz şüphesiz gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Allah’ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.” Ey insanlar, unutmayın ki Allah’ın vaadi haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Dünyanın konumu sizi aldatmasın. İmtihan gereği bu dünyada Allah size dokunmuyor diye sakın Allah’ı atlattığınızı sanmayın. Dünyayı ebedî zannetmeyin. Sakın bu dünyada yaptıklarınızın yanınıza kâr kalacağını, hesabının sorulmayacağını, sü-menaltı edileceğinizi sanmayın. Unutmayın ki ölüm, diriliş, kıyâmet, hesap kitap haktır; cennet hak, cehennem haktır. Hak olan bir Allah-tan, hak olan bir kitap ve hak olan bir peygamber vasıtasıyla size tüm bu haklar ulaştırıldıktan sonra sakın ha sakın sizi aldatıcılar aldatmasın. Allah’la aldatanlar sizi aldatmasınlar. Bu aldatıcıların başında, bundan sonraki âyette Rabbimizin dikkat çekeceği gibi şeytan gelmektedir. Sonra şeytan rolü oynayan, şeytan misyonu üstlenmiş iki ayaklı insan şeytanları gelir. Bunlar insanları Allah’la aldatırlar. Meselâ, “Allah hayata karış-maz” derler. “Allah’ın sizin kulluğunuza ihtiyacı yoktur, O çok ganidir” derler. “Allah büyüktür, O’nun böyle ufak tefek işlere ayıracak zamanı yoktur” derler. “Allah Kerîm’dir”, “Allah bekler” derler. “Allah kusura bakmaz, Allah kızmaz” derler. “Allah’ın kitabı böyle okunur, Kur’an’ı anlamadan da okusan olur, Allah bundan da razı olur” derler. “Allah bu kadarına da karışmaz, Allah zaten hayata karışmaz” derler. “Canım Allah buna da karışacak değil ya, işi gücü yok da bizimle mi ilgilenecek?” derler. Öyle bir Allah tanıtırlar ki Kur’an’ın hiçbir yerinde tanıtılmayan bir Allah’tır bu. Kılık kıyafete karışmayan bir Allah. Meslek seçimine karışmayan, kazanmamıza harcamamıza karışmayan bir Allah. Hukuka, eğitime, sosyal ve siyasal hayata karışmayan bir Allah. Gerek cinlerden olan şeytanlar, gerekse iki ayaklı insan şeytanları insanları Allah’la aldatırlar. İşte görüyoruz, iki ayaklı şeytanlardan kimileri sanki bu toplum peygamberi tanımış da sıra başkalarını tanıtmaya gelmiş gibi, sanki bu ümmet kitaplarını tanımış da başka kitaplara sıra gelmiş gibi kitabı ve peygamberi bir kenara bırakarak insanların önüne başka kitaplar, başka önderler çıkararak insanları aldatmaktadırlar. Öyleyse gerek şeytanlar ve gerekse şeytan misyonu üstlenmişler kimseler tarafından aldatılmak istemiyorsak, dinimizi ondan bundan değil, doğrudan Allah’ın kitabından ve Resûlü’nün sünnetinden öğrenmek zorundayız. Birinci elden dinimizi öğrenmek zorundayız. Değilse Allah korusun atamız Adem’i ve anamız Havva’yı bile aldatan şeytanların aldatmasından kurtulamayacağız demektir. Eğer dinimizi iyi bilir, kitabımızı ve onun pratiği olan peygamberimizin sünnetini iyi bilirsek, o zaman bize din duyurmaya çalışan ve Allah adına yeminler söyleyerek bize yaklaşmaya çalışanların sözlerini vururuz kitaba, vururuz sünnete saf altınsa, sahte para değilse, doğruysa, uy-gunsa alırız, değilse reddeder ve dinimizi kurtarmış oluruz. Kim söylerse söylesin, isterse insanların en âlim bildikleri de söylese, o zaman hiç fark etmeyecek; kitaba ve sünnete aykırıysa reddedip dinimizi kurtarmış ve aldananlardan olmamış olacağız Allah’ın izniyle.