Fecr Suresine Dön

Fecrالفجر

2. Ayet

2Fecr Suresi

وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ

Ve on geceye (Zilhicce ayının ilk on gününe),

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

2. “Zilhicce ayının ilk on gecesine andolsun;” On geceye de yemin olsun ki! Rabbimiz on geceye yemin ediyor. Bu on geceyle ilgili birçok şeyler söylenmiştir. Bunun, itikafa girilen Ramazanın son on gecesi, Kurban bayramı arefesi olan Zilhiccenin ilk on gecesi, Ramazan bayramı başlangıcı veya Muharremin son on gecesi, zafere ulaşılmadan önceki son on gece, her ayın karanlık gibi geçen ilk on gecesi olduğu söylenmiştir. Böylece diyebiliriz ki, bütün gecelere yemin edilmektedir. Bunun mânâsı şudur: Üzerimizde bulunan geceler bunlardan hangisi olursa olsun, hangi gecede bulunursak bulunalım, biz bunları Allah’ın istediği gibi değerlendireceğiz. Bu gecelerde hep kullukta, kıyamda olacak, isyan etmeyeceğiz. Bu geceleri onların sahibinin is-tediği gibi değerlendirecek ve sonunda fecre ulaşacağımızdan emin olacağız. Bu geceleri bize lütfedenin arzularını gerçekleştirecek ve sonunda zafere, bayrama ulaşacağımızı bileceğiz. Üzerimizde taşıdığımız karanlıklar, zulmetler, işkence, kötü hava ve terslikler on günler, on geceler sürebilir. Ama bilelim ki fecir mutlaka doğacaktır. Uzun bir süre zulmet dönemi yaşasak ta sabredeceğiz, imkânları değerlendireceğiz ve kesinlikle bir fecrin, bir bayramın geleceğini bileceğiz. Ne olursa olsun unutmayacağız ki Allah’ın gücü her şeye yeter. On geceye yemin ediyor Allah, ama miskin miskin yatılan, gafletle fevt edilen on gece değildir bu geceler. Sabahı bekleme, fecri kucaklama, bayramı soluklama adına çabalanan, çırpınılan, terlenilen, Allah’ın istediği gibi değerlendirilen, Allah’ın istediği biçimde kendilerinde kıraatin gerçekleştirileceği bir on gece… Kitapla beraber olu-nacak, kitapla diyalog kurulacak bir on gece. Allah kitabından Allah’ın istediği gibi hayatı düzenlemek üzere mesaj alınacak bir on gece… Kıraatle birlikte kıyamın gerçekleştirileceği bir on gece. İşte böyle Allah’ın istediği biçimde değerlendirilecek bir on geceden, kıyam ve kıraatin gerçekleştirildiği bir on geceden sonra gelecek bir sabah, bir fecirden söz ediyor Rabbimiz. On gecelik bir karanlıktan sonra gelen bir fecir, bir aydınlık. On gecelik bir çileden, ıstıraptan, işkenceden, yoğun bir çaba ve çırpınıştan sonra erişilen bir aydınlık. Önce Hatice’de, sonra Ebu Bekir’de, sonra Ali’de, sonra Zeyd-de sonra Bilal’da gerçekleşen bir aydınlık. Hani duvarda, surda bir ge-dik açılır, ışık sızmaya başlar, sonra bir delik, bir delik daha açılır ve nihâyet tüm duvarlar yıkılıp oda aydınlanır ya, işte bunun gibi, önce bir evde, sonra evlerde, ardından mahallede, tüm şehirde, sonra tüm ülkede ve dünyada güneşin doğacağı ve Allah’ın hâkimiyetinin gerçekleşeceği bir fecir, bir bayram. Güneşin doğuşu ve aydınlatışı da böyledir değil mi? Önce en yüksek dağlar aydınlanır, sonra biraz daha alçak tepeler, sonra dağlar, tepeler yırtılıverir de tüm şehir aydınlanıverir ya, işte böyle yırtına yırtına, devire devire gelecek bir aydınlık ve zafer…