Fetih Suresine Dön

Fetihالفتح

11. Ayet

11Fetih Suresi

سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَٓا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعًاۜ بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا

Bedevilerden geride bırakılanlar sana diyecek ki: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. (Savaşa çıkmamıza engel oldu.) Bizim için bağışlanma dile.” Kalplerinde olmayan şeyi dilleri ile söylerler. De ki: “Allah sizin için bir kötülük dilese ya da size bir fayda takdir etse Allah’a karşı sizi kim koruyabilir? (Hayır, öyle değil!) Bilakis Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

11. “Bedevilerin savaştan geri kalmış olanları, sana: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah’tan bi-zim bağışlanmamızı dile” diyecekler. Dilleriyle, gönüllerinde bulunmayanı söylerler; de ki: “Allah size bir zarar gelmesini, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin gücü bir şeye yeter? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Müslümanların gücü, varlığı ve ağırlığı Mekkeli Kureyş tarafından da kabul edilince, daha önce Peygamber Efendimizle antlaşmış ama onunla birlikte savaşa gitmemiş olan civar kabileler yavaş yavaş Peygamber Efendimize yaklaşma zarureti duyuyorlar. Onlar senin gücünü anlayıp gelip sana diyecekler ki: “Ey Muhammed, bizler sizinle birlikte bu sefere katılamadık. Sizinle birlikte gelemedik. Ancak bi-lesin ki bu sana inanmadığımızdan, seni sevmediğimizden değildir. Mâzeretlerimiz sebebiyle buna imkân bulamadık. Bizim mallarımız, mülklerimiz, işimiz, aşımız, dükkanımız, tezgâhımız bizi meşgul etti. Çekimiz, senedimiz bizi bırakmadı ki seninle birlikte olalım. Atımız, arabamız yakamızı bırakmadı ki senin hatırını soralım. Meşguliyetimiz sebebiyle biz seninle gereği gibi ilgilenemedik. Ne olur ey Allah’ın Re-sûlü, bizim için biraz istiğfar etsen!” Her şeyi bilen, bilgi kendisinden olan Rabbimiz daha olmamış bir şeyi, gelecekte olacak bir şeyi Rasu-lullah Efendimize haber veriyor. “Gelecekler ve sana böyle diyecekler,” buyuruyor. Onlar kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. Yani ciddi değiller, bu sözlerinde samimi değiller. Kalplerinde başka şeyler var, dilleri başka şeyler söylüyor. “Böyle ikiyüzlülere karşı dikkatli ol ey peygamberim,” buyurarak Rabbimiz onlara karşı peygamberini bilgilendiriyor ve uyarıyor. Peygamberin ihtiyacı anında ondan tüyeceksin, Müslümanların sıkıntılı anlarında onları yalnız bırakacaksın, Peygamber ve Müslümanlar bir zafer kazandıkları, bir güç ve kuvvete ulaştıkları zaman da hemen onlara yanaşıp, “aman bizi de unutma, ganîmetlerden bize de bir şeyler ayrılsın” diyecek, cukka kapmaya çalışacaksın. Külfetleri göğüslemekten kaçacak ama menfaat devşirmeye çalışacaksın. Rabbimiz buna müsaade etmiyor. Peygamberim sen onlara de ki: “Allah’tan size ulaşacak olana kim engel olabilir? Allah size bir zarar vermeyi murad etse, yahut da Allah size bir fayda, bir menfaat ulaştırmayı murad etse onu sizden engelleyecek başka kim var? Allah’ın takdirinin önüne geçebilecek birileri var mı? Nîmetini engelleyebilecek, azabını defedebilecek birilerini biliyor musunuz? Bilâkis Allah tüm yaptıklarınızdan, tüm söylediklerinizden haberdardır. Allah’tan bir şeyi gizlemeniz, saklamanız mümkün değildir.” Allah, Peygamberine ve beraberindeki Müslümanlara yardım etti. Peygamber ve tercihini ondan yana kullanan mü’minleri destekledi, onlara fetih müjdesi verdi. Onlara akla hayale gelmedik lütuflarda bulundu, üstünlükler nasip etti. Münâfık erkek ve kadınlara, ikiyüzlü erkek ve kadınlara, müşrik erkek ve kadınlara da yaptıklarının karşılığı olarak lâyık oldukları cezalarını haber verdi. Peygamberin geliş ga-yesini ortaya koydu. Rıdvan ağacının altında Peygamber’e (a.s) biat edenlerin bizzat kendisiyle biatleştiklerini, bu şerefe erdiklerini müjdeledi. İzzet ve şerefin zirvesine tırmanan Müslümanlar karşısında Mekke müşrikleri de anlaşma yapmak zorunda kaldılar. İşte bütün bunlar açığa çıkınca, Müslümanlar büyük bir şeref kazanınca, Allah ve Resûlü’nden ümidini kesenlerin yeniden Allah ve Resûlü’nün yoluna girme yarışına gireceklerini Rabbimiz elçisine haber veriyor. Kıyâmete kadar İslâm toplumunda böyle insanlar hep olacaktır. Halbuki bu adamların daha önceki durumları, duyguları şöyleydi, buyurarak bakın Rabbimiz onu da bildiriyor: