18,19. “Ey Muhammed! Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, andolsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah, güçlü olandır, hakim olandır.” Resûl-i Ekrem Efendimiz ve beraberindeki sayıları 1400 kadar olan Müslümanlar sadece umre yapmak, sadece Kâbe’yi ziyaret etmek maksadıyla Mekke’ye doğru yönelirlerken, Mekke müşrikleri buna engel oldular. Rasulullah Efendimiz ve beraberindeki Müslümanları Kâbe’yi tavaftan engellediler. Rasulullah Efendimiz müşriklerin niyetlerinin ne olduğunu araştırmak üzere Hz. Osman efendimizi Mekke’ye gönderdi. Hz. Osman efendimizin Mekke’ye varmasının ar-ka-sından müthiş bir haber geldi. Rasulullah Efendimizin elçisi Osman e-fendimizin müşrikler tarafından şehit edildiği haberi duyuldu ve gerçekten bu haber Rasulullah ve Müslümanları çok tedirgin etti. Hemen o anda sayıları 1400 kadar olan Müslümanlar Rasulullah Efendimizle bir sözleşme yaptılar, bir biat gerçekleştirdiler. Bu biat bir ağacın altında gerçekleştirilmişti. İşte sûrenin bu bölümünde gündeme getirilen ağaç, bu ağaçtır ve bu ağacın altında yapılan biat, bu biattir. Yiğit Müslümanlar, her halükârda Resul-i Ekrem’in yanında olmak, ölümüne kadar savaştan geri kalmamak üzere Peygamber’e (a.s) söz verdiler. “Hiçbirimiz hayatta kalmayıncaya kadar savaşacağız,” dediler. İşte Rasulullah’ın elini sıkarak yiğit Müslümanların gerçekleştirdikleri bu biat bizzat Rabbimiz tarafından onaylanırken, övülürken, az sonra gelen o haberin yanlışlığı, Hz. Osman efendimizin öl-dürülmediğinin anlaşılması ve Kureyş’in Rasulullah Efendimizin bulunduğu yere kadar gelmesi Müslümanları rahatlatmıştı. Ama biat ta gerçekleşmişti, verilen söz kıyâmete kadar geçerliydi. O gün onlar adına, bugün de bizim adımıza ve kıyâmete kadar gelecek Allah yolunun, peygamber yolunun yolcuları adına geçerli olacaktı. Bakın işte Rabbimiz bu âyetinde bunu anlatıyor: Muhakkak ki Allah o mü’minlerden, o yiğitlerden razı olmuştu. O yiğitler o ağacın altında ölümüne kadar savaşacaklarına dair sana biatlerini sunarlarken, sana söz verirlerken, seninle biatleşirlerken, Allah onların bu davranışlarından, bu yiğitliklerinden razı olmuştur. Allah sana o sözü verirlerken onların kalplerinde olan niyetlerini, samimiyetlerini de bildi, bilmektedir. O anda nasıl bir kararlılık içinde, nasıl samimi bir duygu içinde olduklarını, nasıl bir İslâmî heyecan ta-şıdıklarını, Rasulullah’ın bir işaretiyle Kureyş üzerine nasıl yalın kılıç saldıracaklarını, kütükte doğranır gibi doğransalar bile nasıl geri dön-meyeceklerini, döneklik yapmama kararında olduklarını Allah bildi. Allah onlar üzerine bir sekînet indirdi. Bir huzur, bir güven indirip onların kalplerini rahatlattı. Gönüllerine bir genişlik ve huzur verdi. Yakın bir fethi, yakın bir zaferi, bir başarıyı da hemen müjdeleyiverdi. Çok yakın bir gelecekte ulaşacakları çok büyük ganimetleri de onlara müjdeleyiverdi. Alacakları, sahip olacakları ulaşacakları ganimetlerle müjdeledi onları. Doğrusu Allah Azîzdir, her şeye güç yetirendir, yenil-mezdir, her şeye hükmedendir. Düşmanlarından, kâfirlerden intikam alandır, dostlarına, Müslümanlara yardım edendir. İşte bu âyetlerinde Rabbimiz, Peygamber Efendimize ve beraberindeki yiğit Müslümanlara müjdeler veriyordu. Neydi bu müjdeler? Yakın bir fetihten söz ediyor Rabbimiz. Bu fethin Hayber’in fethi olması lâzımdır. Çünkü Hudeybiye’den çok kısa bir süre sonra Müslümanlara nasip olan fetih, Hayber’in fethi olmuştur. Rasulullah Efendimiz bundan sonra Hayber’i fethetmiş ve Müslümanlar o bölgenin en zenginleri olan Yahudilerin ganimetlerine sahip olmuşlardır. Rabbimi-zin yakın bir fetihle müjdelediği Müslümanlar çok büyük zenginliklere ulaşmışlardır. Daha düne kadar Medine’de savunma savaşı veren, Hendek’te ahzaba karşı, üzerlerine gelen birleşik ordulara karşı savunma savaşı veren Müslümanlar Rabbimizin müjdesi, desteği ve yardımıyla bu umre seferinden zaferle dönerlerken şimdi pek çok ga-nimetler Rabbimiz tarafından kendilerine lütfediliyordu. Rabbimiz onları bu samimiyetleri, bu yiğitlikleri sebebiyle ödüllendiriyordu.