1. “Ey Muhammet! Doğrusu Biz sana apaçık bir zafer sağlamışızdır.” “Peygamberim, muhakkak ki Biz sana apaçık bir fetih sağladık. Sana apaçık bir fetih açtık, bir zafer verdik. Biz sana apaçık bir fetih müjdeliyoruz.” Böylece Mekkeli müşrikler tarafından kendisine hayat hakkı tanınmayan, Müslümanca bir hayat yaşamasına, Allahu Ekber demesine izin verilmeyen Rasulullah Efendimiz ve beraberindeki Müslümanlar, yıllar önce öz vatanlarını terk etmiş, her şeylerini bırakıp Medine’ye hicret etmek zorunda kalmış Müslümanlar, yıllar sonra Rabblerinden bir fetih müjdesi alıyorlardı. Artık Mekke’nin fethi müyesser olacaktı. 6 yıl önce terk ettikleri, âdeta burunlarında tüten ülkelerine döneceklerdi. Gerçekten bu müjde Mekke’nin, Kabe’nin hasretiyle yanıp tutuşan Müslümanları çok sevindirecek, gönüllerine su serpecekti. Aynı zamanda bu müjde Rabbimizin beyanıyla Rasu-lullah Efendimizin geçmiş ve gelecek tüm günâhlarının da affının, bağışlanmasının müjdesini ihtiva ediyordu. İşte bakın bundan sonraki âyetinde Rabbimiz şöyle buyuruyor: