25. “Onlar inkâr edenlerdir, sizi Mescid-i Haramı ziyaretten ve bağlı kurbanları yerlerine gitmekten alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle inanmış kadınları bilmeyerek ezmek sûretiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı, Allah savaşı ön-lemezdi. Allah, dilediklerine rahmet etmek için böyle yap-mıştır. Eğer inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, inkâr edenleri can yakıcı bir azaba uğratırdık.” Onlar, o kâfirler sizi Mescid-i Haramdan engelleyen, alıkoyan kimselerdir. O emin bölgede rahat bir şekilde Allah’a kul olmanıza, Allah’ın istediği bir kulluk hayatını yaşamanıza engel olmuş kimselerdir onlar… İşte dün buna izin vermeyen bu alçaklar şimdi şu ziyaretinize de engel oldular. Allah’ın beytini tavaf etmenize izin vermediler. Allah’ın beytine adamış olduğunuz kurbanlıkların oraya ulaşmasını engelleyenler de onlardır. Siz Müslümanlar olarak Allah’ın istediği şekilde kurban edilmek üzere Kâbe’ye kurbanlıklar adamıştınız. Ama daha önce sizi Kâbe’de, Allah’a kulluk kıblesinde Müslümanca bir hayat yaşamanıza izin vermeyen, Allah yasaları egemenliğinde bir kulluk hayatı sergilemenize izin vermeyen bu adamlar, şimdi de sizi Allah’ın beytini ziyaretten, Allah için umre yapmaktan ve kurban kesmekten engellediler. Bu onlar için çok büyük bir vebal, çok büyük bir günâhtır. Eğer mü’min erkekler ve mü’mine hanımlar olmasaydı, ki siz onları bilmiyorsunuz, yani sizin bilmediğiniz, tanımadığınız mü’min erkek ve kadınlar olmasaydı, onları ezmeniz mümkün olabilirdi ve bilmeyerek onlardan dolayı bir sıkıntıya kapılmanız da mümkün olurdu. İşte bundan dolayı Rabbiniz sizden bir savaşı alıkoydu. Bir de Allah dilediği kimseyi rahmetine girdirmesi için orada bir savaşı engelledi. Hem orada Müslüman olacaklara Allah’ın rahmetinin ulaşmasına imkân doğdu, hem de bilmeyerek oradaki kimi Müslümanları sizlerin öldürebilme ihtimaliniz engellendi, onları bilmeyerek ezmediniz ve böylece sonunda eyvah diyeceğiniz bir duruma da düş-mediniz. Kansız, kılıçsız Allah’ın yardımıyla bir zafere ulaştınız. İşte bunu da size sağlayıveren Allah oldu. Allah sayesinde buna ulaştınız. Eğer kâfirlerle Müslümanlar ayrılmış olsalardı, yani Müslümanlar oradan ayrılmış olsalardı o kâfirlere acıklı bir azabı tattırır, onlara hiç acımazdık. Ama onların içinde zayıf, mustaz’af Müslümanlar vardı. İman ettikleri halde Allah ve Resûlü’ne, yol bulamadıkları için, güç bulamadıkları için hicret edemeyip orada, onların arasında kalmış gariban Müslümanlar olmasaydı, onların çoktan defterlerini dürerdik, buyuruyor Rabbimiz. Onların hatırına böylece Mekkeliler de Allah’ın azabından kurtulmuş oluyorlardı. Allah’ın takdiri o ki, bu anlaşmadan iki sene sonra iki kişi hariç Mekke’nin tamamı Müslüman olacaktı. Hepsine hidâyet lütfedilecekti. Bu insanların tamamı cehenneme gitmekten kurtarılacaktı. Allah gerçekten büyük hesap sahibidir. Hem o gariban Müslümanların bir savaşla öldürülmelerini engelliyor, hem de yarın Allah’ın gücünü, Allah’ın yardımını ve Müslümanların zaferini görerek Müslüman olacakların orada doğranmasına ve ebedîyen cehenneme gitmesine engel oluyordu. Çünkü geleceği bilen O’dur, yarını programlayan O’dur.