Furkân Suresine Dön

Furkânالفرقان

1. Ayet

1Furkân Suresi

تَبَارَكَ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يرًاۙ

Tüm âlemlere bir uyarıcı olması için, kulunun üzerine Furkân’ı (hakla batılı ayıran Kitab’ı) indiren (Allah) ne yüce, ne mübarektir.

Dipnot

Kitab’ın indiriliş gayesi için bk. 4/Nisâ, 105

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

1. “Kulu Muhammed’e dünyaları uyarmak üzere Fur-kân’ı indiren Allah ne mübarektir” Allah ne mübarektir? Allah’ın şanı, şerefi ne yücedir ki kuluna, Muhammed (a.s)’a Furkân’ı indirmiştir. Kul Muhammed (a.s), Furkân da şu elimizdeki kitaptır. Evet kulu Muhammed’e ve onun şahsında biz kullarına Furkân olan bu kitabı gönderen Rabbimiz mübarek oldu. Kulu Muhammed (a.s) aracılığıyla bizi muhatap kabul buyurup kendi bilgisini aktarmakla, bizi vahyiyle, kendi bilgisiyle cehalet karanlıklarından kurtarmakla öyle hayırlı, öyle bereketli, öyle mübarek bir iş yapmıştır ki Rabbimiz bu yüzden O tebâreke oldu. Mübarek oldu, berekete konu oldu, berekete kaynaklık etti. Bereket kişinin cennete gidişi demektir. Rabbimiz bize cennet yolunu gösterecek, bizi cennete ulaştıracak bir kitap göndermekle, bizim cennet yolumuzu açmakla bereketli bir iş yapmıştır, tebrike şayan bir iş yapmıştır. İşte tebareke, tebrik, mübarek bu anlamlara gelmektedir. Öyleyse bu kelimeyi, tebrik kelimesini bizler de yerinde kul-lanmalıyız. Eğer bir adam berekete konu bir iş yapmışsa, cennete götürücü bir şey yapmışsa onu tebrik edelim, değilse bu kelimeyi kullanmayalım. Meselâ nişanlanmışsın mübarek olsun. Evlenmişsin mübarek olsun. Kur’an’ı öğrenmişsin mübarek olsun. Buhârî’ ye başlamışsın mübarek olsun. Haccetmişsin mübarek olsun. Çocuklarınla evde bir ders başlatmışsın mübarek olsun. Filânla barışmışsın, mübarek olsun. İçkiyi bırakmışsın, namaza başlamışsın, örtünmüşsün mübarek olsun gibi. Ev yaptırmışsın mübarek olsun. Arabanın modelini değiştirmişsin mübarek olsun. Filân adamın gözünü çıkarmışsın, mübarek olsun. Eğer bütün bunlar o temel ölçüye uygunsa doğru, değilse yanlıştır tabii. Furkân: Tevrat’ın da Kur’an’ın da bir diğer adıdır, ya da sıfatıdır. Hakkı hak olarak, bâtılı bâtıl olarak ortaya koyan, hak ile bâtılı ayırdeden, hakkı hak olarak, bâtılı da bâtıl olarak tanımlayan, insanlığı bâtıllardan, yanılgılardan uzaklaştırıp hakka götüren demektir. Furkân; fark eden, fark ettiren demektir. Furkân kişiye hayatını, yolunu fark ettiren, hakta mı, bâtılda mı olduğunu gösteren demektir. Bu kitapla beraber olan kişi, bu kitapla hareket eden kişi hayatındaki tüm bozuklukları, yolundaki tüm sapmaları fark eder. Tıpkı elinde önünü görebileceği bir el feneriyle yürüyen bir kimse gibi. Veya arabasının farı olan bir kimsenin önündeki uçurumu, virajı görmesi gibi. Öyleyse Furkân olan bu kitabı tanımadıkça, bu kitap rehberliğinde bir hayat yaşamadıkça kesinlikle bilelim ki yolumuzu görmemiz, hak ve bâtılı tanımamız, bâtıllardan uzaklaşıp hakka ulaşmamız mümkün olmayacaktır. Ve toplum olarak bu Furkân olan kitaba müracaat etmedikçe, her şeyden önce bu Furkân ne diyor? demedikçe kesinlikle bilelim ki hiçbir problemimizi çözemeyiz. Hiçbir doğruya ulaşamayız. Allah’ın Furkân olan bu kitabıyla görür, düşünür olmadıkça ne kendimizi, ne aile hayatımızı, ne toplumsal hayatımızı, ne hukukumuzu, ne eğitimimizi düzlüğe çıkarmamız mümkün olmayacaktır. Çünkü Rabbimiz bu kitabını ve o kitabını kendisine göndererek şereflerin en yücesine erdirdiği elçisini tüm âlemler için bir uyarıcı, müjdeleyici ve korkutucu olarak göndermiştir. Sadece Arapları değil bütün insanlığı kurtarmak üzere bir rahmet, bir uyarıcı, karanlıklardan aydınlığa çıkaracak bir nûr olarak göndermiştir. Peygamberin görevi evrenseldir. İnsanların tamamına gönderilmiştir. Peygamber sadece kendi dönemine değil tüm âlemlere rahmet olarak gelmiştir. Peygamberin misyonu sadece kendi döneminde bitmeyecek, kıyâmete kadar devam edecektir. Kıyâmete kadar bu din kendilerine ulaşan herkese uyarısı devam edecektir.