10. “O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip düzene koydu.” Allah, yerin üstünde sabit dağlar yaratmıştır. Hem onda, üstünde baskılar yaptı Allah. Çiviler, kazıklar yaptı dağları. Kur’an’ın başka yerlerinde, Rabbimizin yeryüzünü bu dağlarla dengelediği anlatılır. Yâni Rabbimiz semâda, fezâda boşlukta dönüp duran dünyanın dengesini sağlamak için dağları böyle kazıklar olarak çakıvermiştir. İşte bunu yapan Allah’tır. Bu dünyanızı böyle boşlukta tutan Allah’tır. Bu konuda işleyen kanunların tamamının arkasında işleyen el, Rab-binizin elidir. Sonra onda bereketler meydana getirdi. Yeryüzünde hayra ve hayata vesile olacak sular, madenler, hava ve diğer elementler gibi hiç bitip tükenmeyen bereketler yarattı. Onda rızıklarını da takdir buyurdu. Rabbimiz, binlerce yıldır üzerinde hayat sürenler, insanlar ve diğer varlıklar için bitip tükenmeyen bereketler, bitmez tükenmez rı-zıklar yarattı. Rabbimiz, orada tüm canlıların üzerinde hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan bütün ihtiyaçlarını yaratmıştır. Âyet-i kerîmede geçen rızık ifadesi, sadece mideye inenler anlamına gelmemektedir. Yediğimiz, giydiğimiz, kullandığımız her şey rızıktır. İşte bunlar bitmeyen, tükenmeyen bir rızkın, bir bereketin ifadesidir ki, bütün bunları dört günde yarattığını anlatıyor Rabbimiz. Bütün bunlar dört günde yaratılmış, dört günde takdir edilmiştir. Bakın âyet-i kerîmede: “Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip düzene koydu.” Buyurulmaktadır. Anlayabildiğimiz kadarıyla bunun bir kaç ma-nası vardır: 1. Arayıp soranlara, yâni acaba bunlar ne kadar zamanda yaratılmıştır? diye merak edip araştıranlara ne az, ne çok tam dört günde Allah bütün bu rızıkları yaratmıştır, diye cevap veriliyor. 2. Ya da buradaki dört gün, önceki âyette de ifade ettiğimiz gibi dört gün değil de dört merhaledir. Önceki âyette anlatılan arzın yaratılması iki merhale, sonra burada anlatılan dağlar ve madenlerin yaratılması bir merhale, sonra bitkiler ve hayvanların yaratılması da bir merhale, böylece tamamı dört merhale olabilir. 3. Ya da burada âyet-i kerîmede geçen kelimesini eğer hal olarak kabul edecek olursak, o zaman tüm bunları dört mevsim olarak takdir ettik anlamına gelebilir. Çünkü biz biliyoruz ki, yeryüzünün tüm bereketleri, tüm rızıkları ve ürünleri işte bu dört mevsim içinde oluşmaktadır. Öyleyse âyetteki ifadesini, rızık arayıp soranlar olarak anlamak zorunda kalacağız. Rızık arayıp soranların aradıkları rızkı bulmaları, rızka ulaşmaları işte bu dört mevsim içinde olabilmektedir. Kimileri buradaki ifadesini şöyle anlamaya çalışmışlardır: Rızkı biz rızka muhtaç olanlara eşit bir şekilde takdir ettik, şeklinde anlayarak komünizme ruhsat çıkarmaya çalışmışlar. Allah herkes için eşit bir şekilde gıda yaratmıştır, rızık yaratmıştır. Dolayısıyla herkese işte karne ile eşit bir şekilde rızık dağıtılmalıdır, bunu sağlayacak bir devlet kurulmalıdır, diyorlar. Özel mülkiyetin söz konusu olduğu toplumlarda, bu eşitliğin sağlanması mümkün değildir, demeye çalışıyorlar. Halbuki bu adamlar bu sözünün içinde sadece insanlar değil tüm mahlukâtın kastedildiğini unutuyorlar. Peki şimdi buna göre, Allah mahlukâtın tamamı için eşit miktarda rızık takdir etmiştir, diyebilir miyiz? Var mı böyle bir eşitlik? Yok, değil mi? Peki hani Allah hem böyle diyor hem de başka türlü yapıyor mu diyeceğiz o zaman? Yâni dediğiyle yaptığı birbirine uymuyor mu diyeceğiz Allah’ın? Ya da acaba bu komünistler çevrelerindeki koyun, keçi, inek, at, kedi, köpek gibi hayvanlara kendi yediklerinin aynısını mı yedirebiliyorlar? Bunu yapmadıklarına, yapamadıklarına göre âyeti çarpıtmalarının anlamı da yoktur. Demek ki burada anlatılan rızıklarda eşitlik değil, o rızıklara ulaşma mevsimlerinde eşitliktir. Bu iki âyeti birlikte düşünerek A’râf sûresindeki âyeti hatırlı-yoruz, orada da Allah diyordu ki: “Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratandır.” (A’râf 54) Böylece zaten altı gün ediyor. Yâni yeryüzü iki günde yaratılırken, bu dört günde yaratılan rızıklar da yaratılmaya başlanmıştı. Onun içindir ki, arzın yaratılmasıyla birlikte rızıkların da yaratılması dört gündür. Bundan sonra gelecek âyette de Rabbimiz, semâları da iki günde yarattığını anlatacak, böylece altı gün demek olacaktır. Ya da bunu şöyle anlamaya çalışıyoruz: İlerde gelecek âyette semâvâtın iki günde yaratıldığı konusu anlatılırken, yeryüzü de bu yaratılışın içindedir. Böylece semâ ve arz iki günde, yeryüzündeki rızıklar da dört günde yaratılmış ve böylece altı günde yaratılmıştır. Allahu Teâlâ bu kâinatın yaratılmasından, yeryüzünün var edil-mesinden yâni başlangıcından sonuna kadar, kıyâmetin kopmasına kadar gelip geçecek tüm varlıkları yaratmıştır. Yarattığı bu varlıkların varlıklarını sürdürebilmeleri için muhtaç oldukları tüm ihtiyaçlarını temin etmiş, her türlü imkânı hazırlamıştır. Öyle bir Allah ki, kâinatta var ettiği ne kadar varlık var? Kaç çeşit varlık var? Bu varlıklar nerede ve nasıl bir hayat içinde? Hayatlarını sürdürebilmek için neye ihtiyaçları var? Nasıl bir hayat yaşamalıdırlar? Bunların hepsini bilen bir Allah’tır O. Allah’tan başka bunu kimsenin bilmesi de mümkün değildir. Tüm bu varlıkları nasıl yaratmaya güç yetirmişse, onları nasıl belli bir düzene koymuşsa, elbette bu varlıkların hayatlarını sürdürebilmeleri için her canlının hayat programını da bilen bir Allah’tır. Âyette bize deniyor ki, “ey insanlar! Bütün bunları bilen bir Allah, bütün bunları beceren bir Allah sizin hayatınızı bilmez mi? Bütün bunları bilen ve bilgisi tam olan bir Allah, sizin nasıl bir hayat yaşayacağınızı, sizin nasıl bir hayat programı takip edeceğinizi bilmez mi? Sizin hukukunuzu, sizin ekonominizi, sizin kılık-kıyafetinizi, sizin eğitiminizi bilmez mi? Neden Rabbinizin sizin adınıza gönderdiği hayat programından yüz çevirip başkalarının kanunlarına yöneliyor, başkalarına kulluk yapmaya çalışıyorsunuz? Neden bu konuda Rabbinize itimat etmeyip de O’na bir kısım ortaklar bulup onların arzularını gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz? Hiç aklınız ermiyor mu sizin? Yaratıcı olmayan ve üstelik kendileri de kendi kendilerini bile yaratmamış olan bu varlıklar hiç Allah’a denk olur mu? Düşünmüyor musunuz?” Yerin oluşumunu ve yaratılışını anlattıktan sonra, Rabbimiz şimdi de Rabbliğine delil olarak bakın şöyle buyuruyor: