Fussilet Suresine Dön

Fussiletفصلت

16. Ayet

16Fussilet Suresi

فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحًا صَرْصَرًا ف۪ٓي اَيَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذ۪يقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا يُنْصَرُونَ

Dünya hayatında alçaltıp rezil eden azabı tatmaları için, o uğursuz/kara günlerde üzerlerine bir kasırga gönderdik. Hiç kuşkusuz ahiret azabı, daha aşağılayıcı ve rezil edicidir. Onlara yardım da olunmaz.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

16. “Bu yüzden biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik. Âhiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.” Allah onlara öyle bir kasırga gönderdi ki, yakıp kavurucu çok sıcak bir rüzgar, yahut dondurucu soğuklukta bir fırtına, veya kulakları bile sağır edecek, kulakları bile patlatacak şiddette müthiş ses çıkaran bir rüzgar gönderdi ve dünyada rezillik azabını tattırıverdi Allah. Hâkka sûresinde anlatıldığı gibi: “Allah o fırtınayı üzerlerine yedi gece sekiz gündüz mûsâllat etmişti, de öyle ki, o kavmi içi boş hurma kütükleri gibi orada yerlere serilmiş olarak görürdün.” (Hâkka 7) Rabbimiz onların üzerlerine sarsar denen şiddetli, çok soğuk bir fırtına, yahut taş yağdıran, azgın, atiye bir fırtına gönderdi de, taş taş üstünde kalmadı. Her şeyi büküp büküp atıverdi. Allah o kahredici, helâk edici, mahvedici rüzgarı bu kavmin üzerine yedi gün sekiz gece mûsâllat kıldı, emretti de, sürekli o rüzgar esip durdu onların üzerine. Yâni salladı durdu orayı. Her şeyi birbirine vurdu, her şeyi birbirine kattı, hepsi mahvoldular, hepsi tuş oldular. Öyle ki, sanki orada insan yaşamamıştı. Sanki içi boş hurma kütükleri, hurma kovanları gibi yirmi otuz metre boyundaki insanlar yerlere yıkılıvermişlerdi. Güçleri, kuvvetleri, kolları, pazuları, imkânları, fırsatları, malları, mülkleri, medeniyetleri, evleri, köşkleri hiçbir işe yaramamıştı. Zâriyât sûresinde anlatıldığına göre bu rüzgar: “Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, her şeyi kül gibi eritip yok ediyordu.” (Zâriyât 42) Hattâ Ahkâf sûresinde anlatıldığına göre bunlar: “O azabın yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde: “Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır,” dediler. Hud: “Hayır, o, acele beklediğiniz şeydir; can yakıcı azap veren bir rüzgardır; Rabbinin buyruğu ile her şeyi helâk eder,” dedi. Bunun üzerine evlerinin harabelerinden başka bir şey görünmez oldu. Biz suçlu bir kavmi işte böylece cezalandırırız.” (Ahkâf 24, 25) Evet, Âd kavminin cezası böyle oldu. Dünyayı cennetleştirme cinnetine kapılmış, dünyada ebedî kalacaklarmış gibi plan-program yapmış olan bu toplumun cezası böyle oldu. Bu ceza, onların büyüklenmeleri, müstekbirce davranmaları sebebiyle gelmiştir. Allah’ın kitabına ve peygamberlerine karşı eyvallahsız davranmaları sebebiyle gelmiştir. Kendi güçlerine, kuvvetlerine, medeniyetlerine, kendi yasalarına, kendi kanunlarına güvenerek Allah yasalarına karşı müstek-birce ve ihtiyaçsızca davrandıkları için, Allah onlara bu azabı gönderiyordu. Semûd kavmine gelince: