17,18. “Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarpıverdi. Biz iman edenleri ve kötülükten sakınanları ise kurardık.” Semûd kavmi de kendilerinden önceki toplumların yok edilişlerini görmüşlerdi. Nuh kavminin suyla, Âd kavminin de dondurucu bir fırtınayla helâk edildiklerini görmüşlerdi. Gördükleri, bildikleri bu tecrübelerden dolayı, aynı âkıbete uğramamak için yüksek kayaları, kayalıkları yontarak yüksek yüksek barınaklar yapmışlardı. Ama Allah, bir sesle, bir sayhayla onları yok ediverdi. Semûd kavmine de peygamberleri Salih (a.s) vasıtasıyla, Allah hidâyeti, kulluğu, doğru yolu göstermişti. Sanki Rabbimiz suç bizim değil, biz onlara gereken hidâyeti gösterdik, onlara doğru yolu, hakkı, kulluğu, hidâyeti gösterdik, diyor. Yâni Rabbimiz, durup dururken biz onları helâk etmedik, onlar helâki hak ettiler de onun için helâk ettim, diyor. Allah onlara hidâyeti, basireti, basiret yollarını göstermiştir. Ama onlar körlüğü basirete, körlüğü hidâyete tercih ettiler. Onlar küfrü imana, sapıklığı hidâyete tercih ettiler. Bu tercihlerinin tabii bir sonucu olarak Salih'e (a.s) ve onunla beraber iman edenlere dediler ki: “Biz sizin inandığınızı inkâr ettik. Biz sizin iman edip kutsadığınız her şeyi inkâr ediyoruz.” Bu inkârlarını, küfürlerini açığa çıkarmak için de Allah’ın bir mûcize olarak Salih'e (a.s) verdiği deveyi öldürdüler. Hûd sûresinin 65. âyetinde anlatıldığına göre, devenin öldürülmesinden sonra Salih (a.s) onlara üç gün mühlet tanıdı. Üç gün daha yurtlarında istediklerini yapabileceklerini söyledi. Çünkü bu süre içinde Allah’ın azabı gelip onları yakalamıştı. Azabın geleceği gece, onlar da Hz. Salih'e (a.s) saldırmayı ve onu öldürmeyi planlıyorlardı. Ama Allah onları da başlarına gelen bir sayhayla, bir yıldırımla, bir racfeyle helâk ediverdi. Allah bir sarstı ki, yerlerini, yurtlarını, o kıyâmet kopsa da yıkılmaz zannettikleri binalarını yerle bir ediverdi. Allah’la ve Allah’ın âyetleriyle savaşa tutuşan bir toplum daha yok olup giderken, Rabbimiz onların içinden inananları da kurtardık, diyor.