Fussilet Suresine Dön

Fussiletفصلت

20. Ayet

20Fussilet Suresi

حَتّٰٓى اِذَا مَا جَٓاؤُ۫هَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَاَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Ona geldikleri zaman, kulakları, gözleri ve derileri yapmış oldukları (kötülüklere dair) aleyhlerine şahitlik eder.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

19,20. “O gün Allah’ın düşmanları cehennem ateşine sürülmek üzere hep bir araya toplanırlar. Nihâyet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik ederler.” Burada ateşe sürülecekleri değil de, Cenâb-ı Hakkın huzurunda hesap-kitap dönemi toplanacakları kastedilmektedir. Hesapları görülmek üzere onlar Rabblerinin huzurunda toplanacaklardır. Ancak eninde sonunda bu hesaplaşmanın arkasından nasıl olsa cehenneme, ateşe sürüleceklerdir ki, işte burada işin sonu anlatılmaktadır. Buradaki bu insanların bir araya toplanmalarını A’râf sûre-sindeki âyet-i kerîmeden şöyle anlıyoruz: “Allah buyuracak ki: “Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin.” Her bir ümmet girişinde kardeşini (Kendi benzerini) lânetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra gelenler en önde gelenler için: “Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat artırılmış bir azap ver,” diyecekler. (Allah da:) “Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz” diyecek.” (A’râf 38) Âyetlerden anlıyoruz ki, tüm nesiller toplanacak ve tüm nesillerin hesabı bir anda görülecektir. Çünkü bir şahsın veya bir neslin yaptıkları, sadece kendi şahısları veya kendi dönemleriyle sınırlı değildir. Kişinin veya kişilerin yaptıkları, onların ölümünden sonra da devam eder ve nesiller boyu iz bırakıp tesirleri devam eder. Bu yüzden onlar hakkında karar vermek için birbirlerine olan bu tesirleri ortaya dökülsün diye, birbirlerine şahitlik yapsınlar diye tüm nesiller bir araya toplanacaklardır. Ayrı ayrı her nesil için, her kuşak için işledikleri günâhlardan dolayı iki kat ceza vardır. Çünkü birinci ceza kendilerinin işlediklerinden ötürü, ikinci ceza da kendilerinden sonraki nesillerin kendilerini örnek alarak günâh işlemiş olmalarından dolayıdır. Bundan dolayı selef olanlar, yâni öncekiler, kendi yaptıkları günâhlardan dolayı sorumlu olacakları gibi, sonrakilere kötü örnek olmalarından dolayı da sorumlu olacaklardır. Allah’ın Resûlü hadislerinde bu hususu şöyle anlatır: “Müslümanlıkta iyi bir çığır açan kimseye, açtığı bu çığırın sevabı verileceği gibi, o yolda gidenlerin sevabı da verilir. Bununla beraber onların sevabı eksilmez. Müslümanlıkta kötü bir çığır açan kimseye de açtığı çığırın günâhı yükletildiği gibi, o yoldan gidenlerin günâhı da onlarınki eksilmeksizin ona yüklenecektir.” (Müslim) Meselâ birisi zinanın, zina evinin ilk bâniliğini yapar, zina adına ilk çığırı açar, futbol sahâlârının yollarını, sinemanın, fâizin, içkinin, kumarın yollarını gösterir, bu konuda ilk çığırı açarsa, kıyâmete kadar o yoldan gidecek tüm zinacıların, tüm fâizcilerin, içkicilerin günâhları, onlarınkiler eksilmeksizin bu ilk çığır açan kişiye yüklenecektir. Fâizin, içkinin tanıtımını yapanlar da aynen bunun gibidir. Barı, pavyonu evin içine taşıma adına video ve televizyon teminine yardımcı olanlar da, onu seyredenlerin günâhlarının bir mislini yükleneceklerdir. Hattâ yeryüzünde ilk adam öldürme çığırını açtığı için Hz. Adem’in oğlu Kâbil, kıyâmete kadar adam öldürenlerin günâhlarının bir mislini sırtına yüklenecektir. Çünkü yeryüzünde kıtalin ilk çığırını açan kimse odur. Kim de iyi bir çığır açmışsa, kıyâmete kadar o yoldan giden insanların sevaplarının bir misli onun defterine yazılacaktır. İnsanların Müslümanlaşması, insanların İslâm’a, Kur’an ve sünnete yönelmeleri adına kim bir çığır açar, kim bir adım atarsa, bilelim ki onlarda meydana gelen değişimlerin sevaplarının bir misli, o kişinin defterine yazılacaktır. İnsanlar hangi yolda çığır açmışlarsa, o çığırdan gidenlerin sevap ya da günâhları onları ilgilendirmektedir. Demek ki insanın yaptıkları sadece kendisiyle sınırlı kalmamaktadır. Kafasında ve vücudunda taşıdığı virüsü, kendisi dışında çocuklarına ve daha sonraki nesillere de aktarmaktadır. Dolayısıyla bu eyleme adâlet gereği ceza ya da mükafatın takdiri de, ancak gelecek nesillere intikali ve yaptığı tesirlerle hükme bağlanabilecektir. Meselâ bir savaş başlatıp döneminde milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuş bir adam düşünün. Hattâ bununla da sınırlı kalmayıp, arkasından asırlarca milyonların hayatını kötü yönde etkileyen bir kişi düşünün. Bu dünyada böyle birisini kim cezalandırabilir? Bu adamın cezalandırılabilmesi, bu adama verilebilecek cezanın takdir edilebilmesi için, elbette onun bu mirasından kıyâmete kadar etkilenmiş tüm insanların toplanmaları gerekmektedir. İşte: “Toplanıp birikmeleri için öncekiler sonrakiler gelinceye kadar orada tutulur.” Meryem sûresinde de bu husus şöyle anlatılır: “Muttakîleri o gün Rahmân’ın huzuruna konsoloslar gibi getiririz. Ama suçluları ise suya götürür gibi cehenneme süreriz.” (Meryem 85,86) Hesap-kitap için oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlikte bulunurlar. Kendi organları kendileri hakkında şahitlikte bulunur. Hadis-i şerifte anlatıldığına göre kişinin ağzı mühürlenecek ve sonra uzuvlarına, "Konuş" denecek. Uzuvları da dünyada yapıp ettiklerinin tamamını sayıp dökmeye başlayacak. “Ya Rabbi! Benimle filân zaman şunu yaptı, benimle bunu etti,” diyerek her şeyi ortaya dökecekler. Sonra kişi konuşmak için serbest bırakılacak. O zaman da şöyle diyecek: “Canınız cehenneme! Lânet olsun size! Ben sizi savunuyordum! Ben sizin kurtuluşunuz için mücâdele veriyordum! Halbuki siz benim işimi zorlaştırdınız! Beni rezil rüsva ettiniz!” diyecek. Bu konuda pek çok hadis vardır. Azaları kendisi aleyhinde şahitlik yapmaya başlayınca: