Fussilet Suresine Dön

Fussiletفصلت

24. Ayet

24Fussilet Suresi

فَاِنْ يَصْبِرُوا فَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْۚ وَاِنْ يَسْتَعْتِبُوا فَمَا هُمْ مِنَ الْمُعْتَب۪ينَ

Eğer dayanabilirlerse ateş onların konaklama yeridir. Yok, (tekrar dünyaya gönderilip) hoşnut edilmek istiyorlarsa onlar(ın hiçbir talebi yerine gelmez,) hoşnut edilmezler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

24. “Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri ateştir. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse bile artık onlar hoşnut edileceklerden değildirler.” Ne müthiş bir tehdit, ne kötü bir istihza değil mi? Haydi sabredebilirlerse sabretsinler bakalım! Haydi tahammülleri varsa cehenneme tahammül etsinler! Bir sabır, ama kurtuluşa götüren bir sabır değil, ateşe, azaba, cehenneme götüren bir sabır. Biz de böyle ateş tabloları çizmek zorundayız insanların karşısında. Ateşten koltuklar, ateşten evler, ateşten barınaklar, ateşten yiyecekler, içecekler canlandırmak ve şöyle demek zorundayız: “Ey insanlar! Haydi söyleyin bakalım. Sizler buna dayanabilir misiniz? Dayanabilecek misiniz buna?” Bakara sûresinde Rabbimiz şöyle buyurur: “Bunlar ateşe karşı ne kadar da sabırlılar?” (Bakara 175) “Bu kâfirler, bu Allah tanımazlar, bu Allah’ın kendilerini göremediğini zannederek Allah’a savaş açmış insanlar, Allah’ın kendileri adına gönderdiği hayat programına, Allah’ın kitabına rağmen kendilerine hayat programı yapmaya çalışanlar cehenneme, ateşe, azaba karşı ne kadar da cesurlar,” diyordu Rabbimiz. Evet artık sabredebilirlerse bu adamlar ateşe sabretsinler. Artık onlar hoş tutulmazlar. Hoşnutluk isteseler de artık onlar hoşnut edilmezler, onlar için hoşnutluk yoktur. Tüm kapılar üzerlerine kapatılmış, dertleri dinlenilmeyecek, halleri, hatırları sorulmayacaktır. Artık onlar dönmek isteseler bile dönemeyeceklerdir. “Artık onlar muğtebinden olamayacaklardır.” Bunun bir kaç manası vardır. Birincisi, onlar dünyaya geri dönmek isteyecekler, ama kesinlikle dünyaya geri döndürülmeyeceklerdir. Allah’ın Resûlü bir hadislerinde şöyle buyurur: “Öldükten sonra geriye döndürülecek yoktur.” Bunun bir başka manası da, bu adamlar cehennemden kurtulmak isteyecekler, ama onlar için kesinlikle ateşten kaçıp kurtulma imkânı olmayacaktır. Ya da bu adamlar pişmanlık duyup tüm yaptıklarından tövbe etmeye çalışacaklar ama kesinlikle bunların tövbeleri kabul edilmeyecektir. Mü'min sûresi de bu hususu şöyle anlatıyordu: “Onlar şöyle derler: “Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti. Sapık bir millet olmuştuk. Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günâha dönersek doğrusu zulmetmiş oluruz.” (Mü’minûn 106,108)