Fussilet Suresine Dön

Fussiletفصلت

25. Ayet

25Fussilet Suresi

وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَٓاءَ فَزَيَّنُوا لَهُمْ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۚ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِر۪ينَ۟

Onlar için (sürekli beraber oldukları) kötü arkadaşlar kıldık. Kendilerine, önlerinde olan (ahiretin olmadığı düşüncesini), arkalarında olan (dünyanın tek hayat olduğu fikrini) süslü gösterdiler. Cin ve insanlardan, geçmiş ümmetler hakkında geçerli olan (azap hükmü), bunların üzerine de hak oldu. Çünkü onlar, hüsrana uğrayan kimselerdi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

25. “Biz onlara bir takım arkadaşlar mûsâllat ettik de, onlar kendilerine önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini güzel gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları hakkındaki azap sözü onlar için de hak oldu. Doğrusu onların hepsi de kendilerine yazık etmişlerdir.” Allah bu kâfirlere kötü arkadaşlar mûsâllat ettiğini anlatıyor. Rabbimiz iyi insanlara iyi arkadaşlar, kötü insanlara da kötü arkadaşlar nasip ettiğini anlatıyor. Kötü insanlara iyi arkadaşlar, iyi insanlara da kötü arkadaşlar nasip etmek, Rabbimizin sünnetine aykırıdır. Bir insan ne kadar sapar, ne kadar günâhlara ve pisliklere batarsa, o kadar çok kötü arkadaş edinecektir. Hattâ âyetin ifadesine bakılırsa, şeytanlar böyle insanların ayrılmaz arkadaşları oluverir. Hani halk arasında, “bu adam çok iyi biridir, ama arkadaşları onu mahvetmiştir,” diye bir söz vardır. Âyet-i kerîmeye göre bu söz yanlıştır. Çünkü adam kendisi bozuldukça bozuk arkadaşlara meyletmekte ve onları bulmaktadır. “Pislik pisliği çeker,” denir ya, işte adam kendisi pislikten hoşlanmaya başladıkça, çevresinde pislikler toplanmaya başlayacaktır. Âyet-i kerîmede onların buldukları bu kötü arkadaşların onlara geçmiş ve geleceklerini güzel gösterdikleri anlatılmaktadır. Yâni bu arkadaşlar onlara, “sizin geçmişiniz güzeldir, geçmişinizin güzel olduğu gibi geleceğiniz de güzeldir. Geçmişiniz gibi geleceğiniz de parlaktır. Sizin gibisi bulunmaz,” diyerek onları batırdıkça batırırlar. “Bu dünyada size nasıl nîmetler verilmişse öbür tarafta da aynı nîmetler size verilecektir. Bu dünyada nîmetlerden mahrum olanlar, öbür tarafta da bunlardan mahrum olacak ve cehenneme gidecektir,” derler. Bu arkadaşları onlara vesveseler verir, yaptıkları amelleri kendilerine güzel gösterirler. Allah’a, Allah’ın âyetlerine, Allah’ın sistemine, Allah’ın elçilerine karşı savaş açmaları konusunda onları teşvik ederler. En’âm sûresinde Rabbimiz şöyle buyurur: “Muhakkak ki şeytanlar dostlarına vahy ederler ki sizinle mücâdele etsinler.” (En’âm 121) Bu arkadaşların en büyüğü şeytanlardır. Kendilerini saptırmak için çırpınan şeytanlar kendilerine o kadar yaklaşırlar ki, kabuğun yumurtayı sarması gibi onları sarmış ve onlara yapışmış, başlarına dolanmışlardır. Öyleyse bizler arkadaşlarımızı iyi insanlardan seçelim ve Allah için birbirimizin bozukluklarını tasvip eder bir tavır sergilemekten ziyâde, birbirimizi uyaralım inşallah. Birbirimizin bozuk düzen ve İslâm dışı tavırlarını yalayıp yutmayalım, onları kabulden yana olmayalım, birbirimizi uyarıp birbirimize merhamet edelim inşallah. Bunlara azap sözü hak oldu. Bu azap sözü de Sâd sûresinde anlatılır: “Allah: “Doğrudur; işte ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım,” dedi.” (Sâd 84,85)