Fussilet Suresine Dön

Fussiletفصلت

28. Ayet

28Fussilet Suresi

ذٰلِكَ جَزَٓاءُ اَعْدَٓاءِ اللّٰهِ النَّارُۚ لَهُمْ ف۪يهَا دَارُ الْخُلْدِۜ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ

Bu, Allah düşmanlarının cezası olan ateştir. Ayetlerimizi inkâr etmeleri nedeniyle, ceza olarak içinde ebedî kalacakları bir yurt vardır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

27,28. “Biz mutlaka inkâr edenlere şiddetli bir azap tattıracağız. Onlara yaptıkları amellerin en kötüsünün cezasını vereceğiz. İşte Allah’ın düşmanlarının cezası ateştir. Âyetlerimizi bile bile inkâr etmelerinin cezası olarak, onlar için orada ebedî içinde kalacakları cehennem yurdu vardır.” İşte böyle Allah’ın âyetlerinin susturulmasına, Allah’ın âyetlerini örterek, örtbas ederek Allah kullarının gündemlerinden düşürmeye, gözlerden, kulaklardan, saklanmasına çalışan kimselerin cezası ateştir. Bu eylemin sonucu cehennemdir. Hem öyle bir cehennem ki, uğrayacakları, görüp geçecekleri bir ateş değil, içinden hiç çıkmamacasına, hiç kurtulmamacasına kalacakları bir ateştir. Orası onların yeri ve yurdudur. Allah’ın kullarının gündemlerini değiştirmeye ve Allah’ın âyetlerini duyurmamaya çalışan insanların durağı, barınağı cehennemdir. Bunu bazen bilenler yapar. Yâni Allah’ın âyetlerini bildikleri, kitap bilgisine, peygamber bilgisine sahip oldukları, Allah kendilerini bu bilgiyle nîmetlendirdiği halde, bildikleri bu bilgileri Allah kullarına anlatmaz, duyurmazlar. Allah korusun bunların sonu cehennemdir. Bunların kafalarındaki, kalplerindeki anlatmadıkları Kur’an âyetleri ateşe dönüşecek ve sonunda kendi ateşlerini dünyadan götüren insanlar durumuna düşeceklerdir onlar. Bazen da bu gizleme işini resmî otorite yapar. Okumaya, okutmaya, duyurmaya yasak koyarlar. Ya da öyle resmen yasaklıyoruz demezler ama öyle bir program yaparlar ki, o programdan geçen insanlar Kur’an’ın kokusunu bile alamazlar. Güya, “işte okutuyoruz, işte izin veriyoruz, işte din dersleri koyduk,” derler ama koydukları programda insanlar beş âyet bile öğrenemezler, beş hadis bile tanıyamazlar. Allah diyor ki, “onlara yaptıklarının en kötüsü ile ceza vereceğiz.” Amellerinin en kötüsü ile cezalandıracağız onları. Nasıl anlayacağız bunu? Allah en iyisini bilir, bu kâfirlerin, bu zalimlerin hayatlarında bazen işledikleri güzel ve faydalı işler de olabilir. Ama onların yaptıkları amellerin en kötüsüyle, en çirkiniyle tüm amellerini çarpıvereceğiz, diyor Rabbimiz. Mü'minler için de böyle bir rahmet var biliyoruz. Mü'minlerin de tüm amelleri en iyi, en güzel, en ihlâslı yaptıkları bir amelle çarpılıverecektir. Yâni bütün amelleri o en güzel amelle çarpılıverecek ve tüm amelleri o en güzel amel gibi kabul ediliverecektir. Ne büyük bir rahmet değil mi? Kâfirler için de, mü'minler için de katsayı böyle farklı olacaktır. Mü'minler en güzel amelleri karşılığında mükafat alırlarken, kâfirler de en kötü amelleriyle cezalandırılacaklardır.