2. “Bu Kur’an, Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir.” Bu kitap, Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan gelme bir kitaptır. Rahmân ve Rahîm olan Allah bu kitabını indirmiştir. Yüceler yücesinden kitabını inzâl buyurmuştur. İnzâl, tenzîl, tenzîl-i rütbe, indirmek demektir. Allah, kitabını elinizin altında olsun, size yakın olsun diye indirmiştir. Siz sürekli onunla beraber olasınız, ondan istifade edesiniz, ona tutunarak yol bulasınız diye. Onunla çölde yol bulasınız, ona tutunup çukurdan kurtulasınız, hayatınızı onunla düzenleyesiniz diye. Yaratıcınıza karşı sorumluluklarınızı bilip O’nun istediği gibi bir hayat yaşayasınız diye. Dünyanızı ve âhiretinizi mâmur edesiniz diye Rab-biniz size kitabını indirmiş, kendi bilgisini ulaştırmıştır. Öyleyse Allah sizi muhatap kabul edip merhametinden dolayı kendi kelâmını sizin elinizin altına indirirken, sakın sizler onu hep kaldırmadan yana olmayın. Yâni o kitap sürekli elinizde olsun, sürekli elinizin altında bulunsun. Siz de onu hayatınıza indirin. Siz de onu hukukunuza, eğitiminize indirgeyin. Kazanmanıza, harcamanıza, hukukunuza, eğitiminize, siyasal yapılanmanıza, kısacası tüm hayatınıza, tüm beşerî ilişkilerinize indirgeyin. Allah’ın yaptığının tersini yapmayın. Allah indirirken siz kaldırmadan yana bir tavır almayın. Kur’an’a karşı hürmet, onu yukarılara kaldırmak değildir. Kur’an’a karşı hürmet, onu sürekli el altında tutmak, sürekli bakılacak, sürekli okunacak, müracaat edilecek bir konumda tutmaktır. Kitabın indirilişiyle birlikte, kitabın indirilişinin zikriyle birlikte, hemen Rabbimizin Rahmân ve Rahîm oluşunun da zikredildiğini görüyoruz. Kitabın inzalinin hemen yanı başında Rabbimizin Rahmân ve Rahîm oluşunun gündeme getirilmesinden anlıyoruz ki, bu kitap Rah-mân ve Rahîm olan bir kaynaktan gelmektedir. Bu kitap, Rabbinizin Rahmân ve Rahîm sıfatlarının tecellisidir. Yâni bu kitabını Rabbiniz size rahmetinin gereği olarak indirmiştir. Size merhamet ettiği, size acıdığı, sizin yeryüzünde ne yapacağınızı bilmez bir vaziyette bocalamanıza razı olmadığı için, rahmetinin gereği olarak Rabbiniz size bu kitabı vasıtasıyla kendi bilgisini indirmiştir. Eğer Allah size merhamet buyurup da bu kitabı vasıtasıyla kendi bilgisini indirmeseydi, sizler karanlıklar içinde ne yapacağınızı bilmez bir vaziyette kalırdınız. O Rabbiniz ki, rahmeti gereği sizi yaratan, sizi yoktan var eden, yaratılış öncesi sizin için dünyada her şeyi hazırlayan, sizin için tüm şartları hazırlayan, yaratılış sonrası için de size rızık verip sizi doyuran, sizi yaşatan ve bir de hayatınızı düzenlemeniz için size kitap gönderen Rabbinizdir. Şimdi kendilerine karşı rahmet olarak gönderilen bu kitaba karşı kayıtsız, ilgisiz kalan, hattâ onu inkâr eden, bu hayat programından habersiz bir şekilde kendilerine hayat programı yapmaya kalkışan kimselerden daha zalim kim vardır? Kendilerini bu kitaptan, bu kitabı kendilerinden uzak tutan insanlardan daha zalim kim olabilir? Rabbleri kendilerine acıdığı için karanlıklarda kalmasınlar diye bir hayat programı gönderiyor, kendilerini muhatap kabul edip kendi bilgisini gönderiyor onlara, onlar ise bu rahmet kaynağına karşı ilgisiz kalarak, kendilerini Rabblerine kulluk ortamından uzaklaştırarak başkalarına kulluğa koşuyorlar. Bundan daha büyük bir zulüm, bundan daha büyük bir nankörlük olur mu? Bu kitap, Rahmet kaynağı olan, kullarına karşı sonsuz Rahmet ve merhamet sahibi bir Allah’tan gelmiştir. Kullarına rahmetinin gereği olarak bu kitabını göndermiştir Rabbimiz. Bu kitabın gelişi sadece bu kitaba iman edenler için değil, tüm âlemler için bir rahmettir. Sadece bu kitaba iman edip onunla amel eden, bu kitabı kendilerine hayat programı yapan mü'minlere değil, aynı zamanda bu kitabı reddedip onunla diyalog kurmaya yanaşmayan insanlar için de rahmettir bu kitap. Sadece insanlar için değil, aynı zamanda tüm canlılar için de bir rahmettir. Ama insanların tamamı bu kitabın rahmetinden, bu kitabın hidâyetinden istifadeye yanaşmayacakları için, kıyâmete kadar bu rahmetten mahrum kalmaya devam edenler de olabilecektir elbette. Evet, bu kitap Rahmân ve Rahîm olan bir Allah’tan gelmedir. “Öyleyse ey bu kitabın muhatapları, bu kitabı reddederken bilesiniz ki Beni reddediyorsunuz, onu size getiren peygamberi değil,” buyurarak, bir taraftan bu kitabın kâfirleri tehdit edilirken, öbür taraftan da, “ey peygamberim, bu insanlar inanmıyorlar diye, reddediyorlar diye sakın kendi kendini yiyip bitirecek bir noktaya gelme. Çünkü bunlar, bu inkâr edenler seni değil, beni inkâr ediyorlar,” buyurularak peygamber (a.s) teselli ediliyordu.