Fussilet Suresine Dön

Fussiletفصلت

33. Ayet

33Fussilet Suresi
Mushafta Aç

وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ اِنَّن۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ

Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve “Ben Müslimlerdenim/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?

Dipnot

İslami davetin özellikleri için bk. 12/Yûsuf, 108

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

33. “Allah’a dâvet eden, salih amel işleyen ve: “Ben gerçekten Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?” Rabbimiz, bundan önceki âyetinde mü'minlere İslâm’ı kabul ettikten sonra, “Rabbim Allah” dedikten sonra bu konuda sebat göstermelerini, döneklik yapmamalarını öğütlemişti. Dosdoğru olmalarını, sırat-ı müstakimde yürümelerini, Allah adına bir hayat yaşamalarını ve böylece hem meleklerin dostluğuna, yardımına, hem de kendi hoş-nutluğuna ulaşmalarını tavsiye etmişti. Burada bir kademe daha ilerde, bir derece daha yüksekte bir amel isteniyor mü’minlerden. Salih olmakla birlikte aynı zamanda muslih olmaları da isteniyor mü'min-lerden. “Ben gerçekten Müslümanlardanım, ben Allah’a teslim olanlardanım,” diyerek bu imanını, bu teslimiyetini açığa vurmasını, kimliğini dışa taşımasını, taşırmasını istiyor Rabbimiz. Yâni imanını dışa yansıtarak Allah kullarını kendi imanına, kendi yoluna, kendi teslimiyetine çağırmasını istiyor. Allah’a dâvet edenden daha güzel sözlü kim vardır? Yeryüzünde en güzel söz, insanları Allah yoluna dâvet eden kişinin sözüdür. Kendisi Allah’a Allah’ın istediği biçimde inanan ve insanları inandığı Allah’a imana çağıran, insanları kendisinin kulluk yaptığı Allah’a kulluğa çağıran insandan daha güzel sözlü kim vardır? Evet, dâvetlerin en güzeli, Allah adına Allah’a yapılan dâvettir. Âyetten anlıyoruz ki, Allah’a yapılan dâvet kuru bir laftan ibaret olmamalıdır. Dâvetçinin, dâvet ettiği şeye bizzat kendisinin iman etmesi gerekmektedir. Yâni dâvetinin kendi hayatında eserinin görülmesi gerekmektedir. İnsanları çağırdığı şeyi bizzat kendisinin yaşaması ve salih amel sahibi olması gerekmektedir. Dâvet ettiği şeyle kendi hayatı ayrı ayrı vadilerde olmamalıdır. Dâvet ettiği şeye kendi hayatı bizzat şahit olmalıdır. Bir de bu dâvetini sadece Allah rızası için yapmalıdır. Birilerine rağmen, birilerine binaen değil, sadece Allah’a rağmen yapmalıdır. O zaman muhataplarının onu dinlememeleri, karşısındakilerin kendisini alaya almaları onu hiç ırgalamayacaktır. Muhataplarının tavırlarından etkilenerek dâvetini bırakması, bıkıp usanması kesinlikle söz konusu olmayacaktır. Çünkü o bu işi Allah için yapmaktadır ve Allah her zaman için onun bu katlandıklarını görmektedir, ona her zaman için lâyıktır Allah. Dâvetçi, müslüman olmalıdır. Allah’a teslim olmalıdır. İradesini Allah’a teslim etmeli ve yaptıklarını sadece O’nun hatırına yapmalıdır. Bir de muhataplarının zihinlerinde herhangi bir kuşkuya mahal bırakmamak için de: “Ben müslümanım! Benim adım, benim kimliğim müs-lümandır! Ben sizi sadece Allah’a çağırıyorum! Bunun dışında herhangi bir şeye çağırmaktan ona sığınırım,” demelidir. Evet insanlara güzel söz söyleyin denmiş, sadece mü’minlere değil. Tüm insanlara güzel söz söylemek zorundayız. İnsanları cennete götürücü söz söylemek zorundayız. Öyleyse kişinin elinden ve dilinden sadır olan şeyler insanları dâru’s -selâma, saâdet yurduna götürüyorsa, konuştuğu ve yaptığı şeyler müslümanları dâru’s -selâma, yani cennete götürüyorsa işte bu mü'min en hayırlı mü'mindir. Yoksa insanların dünyadaki saâdetlerini sağlamak değildir sadece burada anlatılan. Yine Allah’ın Resûlü buyurur: “Tayyib bir söz de sadakadır.” Kelime-i Tayyib de sadakadır. Tayyib söz selamdır. Selam almak ver-mek tayyib sözdür. Allah’ı zikretmek tayyib sözdür. Hak söz söylemek, vahyin sözcülüğünü yapmak tayyib sözdür. İyiliği emredip kötülükten men etmek tayyib sözdür. Toplumun ihtiyaç sahipleri lehine idareciler nezdinde meşru iltimaslarda bulunmak tayyib sözdür. İhtiyacı olan müslümanlara onların ihtiyaçları istikâmetinde nasihat etmek, yol göstermek tayyib sözdür. İnsanlara kitap ve sünneti duyurmak, doğruyu göstermek, cennet yolunu tarif etmek tayyib sözdür. İnsanları sevindirmek, müjdelemek, korkutmak, kalplerini tevhid ettirmek, aralarını bulmak tayyib sözdür. Hasılı kişinin dilini vahyin, Allah ve Resûlünün sözcülüğünde kullanması tayyib sözdür. Evet bir de insanlara güzel söz söyleyin, çünkü tayyib söz de sadakadır diyor Allah’ın Resûlü. Arkadaşlar unutmayalım ki güzel söz insanların hoşuna giden söz demek değildir. Allah’ın hoşuna giden söz güzeldir. Hani Allah’ın Resulü bir hadislerinde bunu şöyle anlatıyordu: “Gerçek müslüman müslümanların elinden ve dilinden sâlim olduğu, selamette kaldığı kimsedir." Müslümanların elinden ve dilinden mutazarrır olmadığı kimse en faziletli mü'mindir buyurur Allah’ın Resulü. Ama bu demek değildir ki Emri bil'maruf yapmayan, haddi uygulamayan, insanları cezalandırmayan kişidir. güzel sözlü kişi. Halbuki bu yukarda sayılanlar insanları her zaman rahatsız edecektir. O halde insanları nelerin rahatsız edeceğini bilmek zorundayız. Ya da insanları rahat ya da rahatsız etmenin ne demek olduğunu bilmek zorundayız. Arkadaşlar gerçek rahat dünya rahatı değildir. İslâm rahat ve saâdet kaynağıdır. İslâm kişiye ebedi saâdet kazandırmak, kişiyi dâr’us -selâma götürmek için gelmiştir. Gerçek rahat ve gerçek saâdet de selamet ve rahat yurdu olan âhiretteki saâdettir. Tabii buradaki insanlara güzel söz söylemeyi iyilikle emretmek ve kötülükten men etmek şeklinde anlamışlar. Mü’minlerden kendileri salih olmakla birlikte aynı zaman da muslıh olmaları da isteniyor mü'-minlerden. Ben gerçekten müslümanlardanım, ben Allah’a teslim olanlardanım diyerek bu imanını bu teslimiyetini açığa vurmasını, kimliğini dışa taşımasını, taşırmasını istiyor Rabbimiz. Yani imanını dışa yansıtarak Allah kullarını kendi imanına, kendi yoluna, kendi teslimiyetine çağırmasını istiyor. Evet Allah’a dâvet edenden daha güzel sözlü kim vardır? Yeryüzünde en güzel söz insanları Allah yoluna davet eden kişinin sözüdür. Kendisi Allah’a Allah’ın istediği biçimde inanan ve insanları inandığı Allah’a imana çağıran, insanları kendisinin kulluk yaptığı Allah’a kulluğa çağıran insandan daha güzel sözlü kim vardır? Evet dâvetlerin en güzeli Allah adına Allah’a yapılan dâvettir. Âyetten anlıyoruz ki Allah’a yapılan dâvet kuru bir laftan ibaret olmamalıdır. Dâvetçi dâvet ettiği şeye bizzat kendisinin iman etmesi gerekmektedir. Yani davetinin kendi hayatında eserinin görülmesi ge-rekmektedir. İnsanları çağırdığı şeyi bizzat kendisi yaşaması ve salih amel sahibi olması gerekmektedir. Yani dâvet ettiği şeyle kendi hayatı ayrı ayrı vâdilerde olmamalıdır. Davet ettiği şeye kendi hayatı bizzat şahit olmalıdır bir. Bir de bu dâvetini sadece Allah rızası için yapmalıdır. Birilerine rağmen, birilerine binaen değil sadece Allah’a rağmen yapmalıdır. O zaman muhataplarının onu dinlememeleri karşısındakilerin kendisini alaya almaları onu hiç ırgalamayacaktır. Muhataplarının tavırlarından etkilenerek dâvetini bırakması, bıkıp usanması kesinlikle söz konusu olmayacaktır. Çünkü o bu işi Allah için yapmaktadır ve Allah her zaman için onun bu katlandıklarını görmektedir ve ona her zaman için lâyıktır Allah. Bir de biliyoruz ki: “Sözlerin en güzeli kelâmullah’tır." Öyleyse en çok konuşacağımız şey Allah’ın kelamı olsun. Zira sözlerin en güzeli, kelamların en cennete götürücü olanı Allah’ın âyetleridir. Evet konuşma diyorlar, az konuş diyorlar. Mümkün olduğunca sus diyorlar. Ama bakın Allah’ın Resûlü de diyor ki tayyib ne kadar çok olursa olsun mutlaka onu konuşun ki hakkınızda sakada olsun diyor. Söyleyebildiğiniz kadar hak söz söyleyin ki Rabbinizi zikretmiş ve çevrenizi de düzeltmiş olasınız diyor. Öyleyse Rasûlullah efendimizin Kelime-i Tayyib diye isimlendirdiği Kur’an ve sünnette anlatılan şeyleri sürekli konuşacağız, sürekli çevremize duyurmaya devam edeceğiz ve müslümanların gündemlerini bununla oluşturma kavgası vereceğiz.