Fussilet Suresine Dön

Fussiletفصلت

36. Ayet

36Fussilet Suresi
Mushafta Aç

وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

Şayet şeytandan sana bir dürtü/vesvese gelirse Allah’a sığın. Şüphesiz ki O, (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semî’ ve (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

36. “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa hemen Allah’a sığın. Çünkü O her şeyi işitir ve bilir.” Eğer bu konuda şeytandan sana bir dürtü, bir kamçı, bir teşvik gelecek olursa, hemen ondan Allah’a sığın, diyor Rabbimiz. Hak ve bâtıl karşı karşıya gelince, hak karşısında bâtılın yok olmasını istemeyen şeytan, hemen devreye girecektir. Çünkü bâtıl taraftarları, kâfirler, alabildiğine Müslümanları yok edebilmek için işkenceye, hakarete, alaylamalara başvurarak Müslümanlara her türlü kötülüğü reva görürlerken, müslümanların Rabblerinin kendilerinden istediği şekilde onların kötülüklerine karşılık güçleri yettiği halde, onlara kötülükle mukabele etmeyip, onlara iyilikte bulunmaya çalışmaları, şeytanı kahreden bir durumdur. Bu durum karşısında şeytan kahrolur. Çünkü Rabbimizin âyetinde ifade buyurduğu üzere, bu, şeytanın savunduğu bâtılın yıkılmasını ve İslâm’ın da dev adımlarla gönüllere nüfuz edip hakkın galip gelmesini sağlayacak bir durumdur. Tüm insanlar nezdinde kötülük taraftarları da iyilik taraftarları da anlaşılacaktır. Kötülük sadece küfür taraftarlarına, bâtıl taraftarlarına, iyilik de hakkı savunanlara mahsus olunca, bâtılın savunulabilecek bir yönü kalmayacaktır. Bâtıl bütün çirkinliğiyle sırıtacaktır. İşte bu noktada şeytan ister ki hak taraftarlarından da, Müslümanlardan da kötülük yapan birileri bulunsun ve: “Bakın efendim! Görüyorsunuz ki hata bir taraftan değil, her iki taraftan da hata vardır,” diyebilsin, bâtılı savunabilecek bir imkân elde edebilsin. İşte görüyoruz, bugün yeryüzünün herhangi bir yerinde mü'minler kendilerine yapılan çok büyük haksızlığa karşılık çok küçük bir karşılık verseler bile, şeytan, hak karşısında çok önemli bir propaganda malzemesi bulmuş oluyor ve bunu çok iyi kullanıyor. Meselâ Çeçenistan’da Müslümanların ülkeleri gasp edilir, binlerce müslüman öldürülür. Üç yüz bin insan öldürülür kimsenin sesi çıkmaz. Ama bu Müslümanlardan bir yiğit çıkıp, bir operasyonla üç-beş kâfiri öldürünce, kıyâmeti koparırlar. Binlerce mâsum insanı öldürenler terörist olmazken, bir gemi operasyonunu gerçekleştiren ve de sonunda bir tek insanın burnunu bile kanatmamaya dikkat eden bir müslüman çok rahat terörist ilân edilir. Şeytan, bâtıl karşısında hakkın çok iyi bir konumda olmasını asla istemez. Bâtılın kötülükleri karşısında şeytan, hak taraftarlarını dürtükleyip teşvik eder. “Bak bu adamlar size şunu şunu yaptı, siz de onlara karşı şunu şunu yapmalısınız. Size kötülük yapanlara karşı siz de karşılık vermelisiniz. Değilse size korkak diyecekler, itibarınız sarsılacak,” diyerek Müslümanları da karşılık vermeye teşvik eder. Tâ ki müslüman da karşısındakinin durumuna düşsün, karşısındakinden bir farkı kalmasın. Tâ ki hakla bâtıl eşit hale gelsin. Tâ ki bir kere küfreden müslümana karşı, karşı taraftaki bin kere küfretme imkânı elde etmiş olsun. İşte böyle şeytandan bir dürtü ile karşı karşıya kaldığınız zaman, hemen Allah’a sığının. Şeytanın vartalarına düşmemeye çalışın. Şunu asla hatırınızdan çıkarmayın ki, Allah her şeyi işiten ve bilendir. Mü'min, her şeyi Allah için yapar. Kendisine kötülük yapmak isteyen insana iyilik yaparken, mü'min o anda Rabbinin kendisini gördüğünü, işittiğini bilir ve O’nun hatırına bunu yapar. Allah hatırına buna katlanmayı becerir. Her an Allah kontrolünde bulunma şuuru ve Allah’a lâyık iş yapma duygusu mü'mini bu noktaya ulaştırır. Bunu yaparken mü'minin kalbi son derece rahattır. Zira o bilir ki, kötülük yapanın yaptığı kötülüğü de, onun kötülüğüne karşı kendi yaptığı iyiliği de Allah görmektedir ve işitmektedir.