41,42. “Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, mutlaka cezalarını çekeceklerdir. O gerçekten çok değerli bir kitaptır. Ona ne önünden, ne de arkasından bâtıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye lâyık olan Allah tarafından indirilmiştir.” Zikir, zikra, sürekli hatırda canlı tutulması gereken, sürekli kendisiyle beraber olunması ve hayatın her bir kademesinde uygulanması gereken kitap demektir. İşte böyle Allah’ın kendilerine zikir olarak indirdiği kitabı örtenler, onunla diyaloglarını kesenler var ya, dendikten sonra bunun haberi zikredilmemiştir. Bunun sebebi, anlayabildiğimiz kadarıyla kitaplarına karşı böyle davranan kimselere verilecek cezanın, anlatılması mümkün olmayan, tasavvuru bile mümkün olmayan bir ceza olmasıdır. Yâni böyle kitapla ilgisiz yaşayan insanlara öyle bir ceza verilecek ki, bunun ifadesi bile mümkün değildir. Allah korusun, çok müthiş bir tehdittir bu. Çünkü bu kitap aziz bir kitaptır. Azîz olan, alt edilmez, yenilmez, karşı gelinmez, itiraz edilmez, mutlak galip olan, önünde saygıy-la eğilinmesi gereken Allah’tan gelmiş aziz bir kitaptır. Kitabın gön-dericisi de Aziz’dir, kitabın kendisi de azizdir, kitabın müntesibi olan mü'minler de Allah aziz kıldığı için azizdirler. Yeryüzünde bu kitabı da, bu kitabın müntesiplerini de alt edecek hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Eğer izzet, şeref sahibi olmak istiyorsak, izzet ve şeref sahibi olan bu kitaptan haberdar olmak zorundayız. İnsanlar, bu şeref kaynağıyla ilgileri nisbetinde izzet ve şeref sahibidirler. Ne önünden ne de ardından ona bâtıl yaklaşamaz. Bu kitap kesinlikle haktır. Ortaya koyduğu her şey haktır. Bu kitapla hareket edenler, bu kitabı kendilerine istinatgah yapanlar, bu kitabı tüm amellerinde ve kavillerinde hareket noktası kabul edenler, yâni bu kitapla beraber olanlar da kesinlikle bilelim ki haktadırlar, haklıdırlar ve hak yoldadırlar. Bu aynı zamanda bunun da tescilidir. Bir de hak, bu kitabın ortaya koyduğudur. İnsan hakları, kadın hakları, erkek hakları, işçi-işveren hakları vs. hangi hak gündeme gelirse gelsin, bilelim ki hak ancak bu kitabın belirlediği haktır. Bunun dışında hak da yoktur, haklı da yoktur. Bu kitap hiçbir şekilde, hiçbir dönemde, hiçbir güç, otorite, kitap, sistem, delil tarafından asla iptal edilemez. Hiçbir sistem, hiçbir ideoloji asla onu iptal edemez, hiçbir şey onun yerine geçemez. Önceki âyetlerde ifade edildiği gibi, yâni sizler doğrudan, ya da dolaylı yollarla ona galip gelmek mi istiyorsunuz? Onu susturacağınızı mı zannediyorsunuz? Sizler onun yerine bir şeyler koyup ona galip gelebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Bir kısım yaygaralar ileri sürmek sûretiyle, gürültüler çıkararak, insanların gündemlerini değiştirerek, kitabın âyetlerini örtbas etmeye çalışarak, ya da aman kitap duyulmasın diye bir kısım yasaklar koyarak, ilhadlar yaparak Allah’ın kitabına karşı galip gelebileceğinizi, onu Allah kullarının gözünden, gönlünden saklayabileceğinizi mi zannediyorsunuz? Hayır hayır, boşuna uğraşmayın, bunu asla yapamayacaksınız. Çünkü bu kitap Azîz olan, Ha-mîd olan kâinatta tüm varlıkların kendisini hamd ettikleri, övdükleri, hayata hakim olan hikmet sahibi Allah’tan gelme aziz ve hikmet dolu bir kitaptır. Bu kitap azizdir ve karşısında olan her şeyi ezip geçecek ve yok edecek bir kitaptır. Bu âyet aynı zamanda bu kitabın kıyâmete kadar korunacağının, ona önünden ve ardından hiçbir bâtılın yaklaşamayacağının beyanıdır. Bir de bu kitabın Hakîm ve Hamîd bir Allah’tan gelmesinin beyanından anlıyoruz ki, Rabbimizi övmek, hamd etmek istiyorsak bu kitapla beraber olmak zorundayız. Kendimizin, kendi hayatımızın Allah tarafından övülmesini, hamde lâyık görülmesini istiyorsak, yine bu kitapla beraber olmak zorundayız. Hikmetli olmak, hikmetli söz söylemek, bilgin olmak istiyorsak, yine bu kitapla beraber olmak zorundayız. Tüm bunların yolu, bu kitapla beraber olmaktan geçmektedir.