3. “Allah hakkında bilmeden tartışan ve her azılı şeytana uyan insanlar vardır.” İnsanlardan kimileri Allah hakkında bilgisizce tartışırlar. Bil-gileri olmadığı halde Allah konusunda tartışmalara girerler. Hiç bir bilgileri olmadığı halde, Allah’ın kitabından, peygamberinin sünnetinden zerre kadar nasipleri olmadığı halde Allah hakkında, Allah’ın sıfatları hakkında, Allah’ın yetkileri hakkında ileri geri ağızlarına geldiği gibi, akıllarına estiği gibi tartışmaya girerler. Ve bu konuda da her inatçı, azgın şeytana uyarlar. Şeytanların peşi sıra giderler. Allah hakkında, Allah’ın dini hakkında, Allah’ın yetkileri hak-kında, Allah’ın yolu, Allah’ın hayat programı hakkında, Allah’ın kitabı, Allah’ın elçileri hakkında saçma sapan şeyler söylerler. Hiçbir bilgileri olmadığı halde şeytanlara uyarak, şeytanların fısıltılarına kulak vererek iftiralarda bulunurlar. Halbuki Allah’ın kitabının kapağını bile açmamışlardır. Veya Allah elçilerine bir kerecik bile sormamışlardır. Ka-falarına estiği gibi ahkâm keserler. Bana göre Allah şöyle olmalıdır. Bana göre Allah böyle buyurmaktadır. Bana göre Allah’ın dini böyledir. Bana göre Allah’ın ki-tabı böyle olmalıdır. Allah’ın kitabı da böyle buyurmaktadır. Bana gö-re kitabın fonksiyonu şöyledir. Bana göre kitap şöyle okunmalıdır. Al-lah da demokrasiden yanadır. Din de bu tür bir kıyafetten yanadır. Bana göre Allah hayata karışmamalıdır. Bana göre hukuk böyle olmalıdır. Allah da böyle bir hukuktan yanadır. Bana göre sosyal hayat, bana göre siyasal yapılanma, bana göre ekonomik hayat böyle olmalıdır. Allah da böyle istemektedir. Bana göre kılık kıyafet böyle olmalıdır. Bana göre kılık kıyafetin bu kadarını da Allah istememektedir diyerek Allah’a iftirada bulunurlar. Allah’ı şartlandırmaya, Allah’a yol göstermeye, akıl vermeye kalkışırlar. Halbuki Allah kitabıyla ve elçilerinin beyanıyla bilinir. Allah’ın ne istediği, nasıl istediği, neden yana olduğu kitabı ve o kitabının pratiği olan peygamberinin hayatıyla bilinir. Allah hakkında konuşabilmek için kitaba ve elçilerine müracaat şarttır. Kitabı ve peygamberi tanımayanların Allah hakkında, Allah’ın dini hakkında söz söyleme yetkileri yoktur, olamaz. Allah’tan habersiz oldukları halde Allah hakkında konuşurlar. Dinden habersiz oldukları halde din hakkında konuşurlar. Kur’an’dan habersiz oldukları halde Kur’an hakkında konuşurlar. Peygamberi ta-nımadıkları halde peygamber hakkında fikir yürütürler, ahkâm keserler. Kendi fikirlerini, kendi görüşlerini ve hevâlarını Kur’an’la, peygam-berle ve dinle özdeşleştirmeye çalışırlar. Sanki bana göre sen böyle olmalısın ya Rabbi! Biz senin böyle olmanı istiyoruz! Sen bizim istediğimiz gibi olmak zorundasın! Sen bizim istediklerimizi istemek, bizim istediklerimizi emretmek zorundasın! diyerek Allah’ı yönlendirmeye çalışanlar. Demediğini dedi, dediğini de demedi diyerek zorla Allah’a, peygambere, kitaba kendi hevâlarını söyletmeye çalışırlar. Peygamber de böyleydi. Peygamber de bizim gibi düşünüyordu. Peygamber de tıpkı bizim gibi yaşıyordu. Peygamber de bizim dü-şüncemizin üyesiydi. Eğer peygamber şu anda hayatta olsaydı bizim dediğimizden farklı yapmazdı diyerek peygamberi de şartlandırmaya çalışırlar. Bana göre, bize göre Allah’ın istediği hayat, Allah’ın istediği kılık kıyafet, Allah’ın istediği hukuk, eğitim, nikâh, talâk böyle olmalıdır diyerek kendilerince bilgisizce bir şeyler ortaya koyarlar. Böyle kimseler için bakın Allah buyuruyor ki: