47. “Senden, başlarına acele azap getirmeni istiyorlar. Allah sözünden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gün, saydıklarımızdan bin yıl gibidir.” Senden acele azap istiyorlar. Azapları konusunda acele e-diyorlar. Azaplarını çabuklaştırmak istiyorlar. Acilen kendilerine vaad edilen azabın gelmesini bekliyorlar. Hani nerde kaldı şu sözünü ettiğiniz azap? Bir an evvel gelse de görsek ya! diyorlar. Hani şu bizi kendisiyle tehdit edip durduğunuz azap niye gelmiyor ya? diyerek alay ediyorlar. Zalimler yaşadıkları hayatın karşılığı olarak kendilerini bekleyen azabın, ateşin acelecisidirler. Yaşadıkları hayatla, tavırla-rıyla sanki gelsin bakalım, ne gelecekse gelsin de görelim diyorlar. Hadi ne getirecekseniz getirin de bir görelim diyorlar. Dün peygambere diyorlardı bunu, bugün de Müslümanlara diyorlar. Ahmaklar Allah’tan istenmesi gereken şeyleri peygamberden ve Müslümanlardan istiyorlar. Halbuki Allah ne zaman getireceğim demişse o zaman getirecektir onu. Bu adamlar hiç mi düşünmüyor-lar? O’nun yanındaki bir gün, sizin saydığınızdan bin yıl gibidir. Allah’ın katındaki bir gün sizin bin yılınız gibidir. Öyleyse ey şu anda peygamberden azap bekleyen, Allah’ın azabını sorgulamaya çalışan Mekkeli kâfirler ve ey şu anda aynı tavrı sergileyen yirminci asrın kâfirleri, anladınız mı şimdi konuyu? Anladınız mı gerçeği? Bu dünyadaki ömürlerinizi, bu ömürleriniz içindeki saltanatlarınızı bir düşünün. Allah size bir gün bile müsaade etmedi bu dünyada. Bir gün bile yaşama imkânı vermedi size. Ey çağdaş kâfirler şu anda dünyadaki hükümranlığınız bir gün bile değil. Şunun şurasında birkaç yüz yıldır dünyaya egemen olduk diye sevinip coşmanıza hiç gerek yoktur. Şimdi Rabbiniz tarafından size lütfedilen bu ömürlerinizi, bu fırsatlarınızı, yaşadığınız bu yıllarınızı kendi lehinize mi zannediyorsunuz? Kâr mı sayıyorsunuz bugünlerinizi? Nuh toplumunun peygamberleriyle süren 950 yıllık amansız kavgalarını bir düşünün. Onlar sizden çok daha uzun ömürlülerdi. Firavun toplumunun 4,5 yüzyıllık Mûsâ (as)’la savaşlarını bir düşünün. Yeryüzünün en süper gücü, en güçlü toplumu olan Âd kavminin Hud (as)’la uğraşılarını bir gözünüzün önüne getirin. Allah nasıl bitirdi onları? Nasıl yerin dibine geçirdi? Öyleyse bir düşünün. Kim bitmedi bu dünyada da siz bitmeyeceksiniz? Kim kazandı Allah’la savaşı da siz kazanacaksınız? Kim baş edebilmiş Allah’la da siz baş edeceksiniz? Bakın, unutmayın ki: