63,64. “Allah'ın gökten indirdiği su ile yerin yemyeşil olduğunu görmez misin? Doğrusu Allah Latîftir, haber-dardır. Göklerde olanlar, yerde olanlar O’ nundur. Doğrusu Allah müstağnîdir, övülmeye lâyık olandır.” Görmedin mi? Bakmıyor musun ki Allah gökten su indirdi. O’nun indirdiği suyla yeryüzü yemyeşil olmuştur. İndirdiği suyla Rab-binizin yeryüzünde rengârenk meyveler, sebzeler bitirdiğini görmez misiniz? Bunu yapan Allah iradesinden başkası mıdır? Bu size Rab-binizin gücünü anlatmıyor mu? Öyle kadiri mutlak bir Allah ki; işte gözlerinin önünde gökten su indiriyor ve onunla yeryüzünde hayatı var ediyor. Su âyetiyle yeryüzüne hayat verdiği gibi, bizzat hayat suyu olan şu vahyini indirerek size de hayat veriyor. Ölü kalplerinizi diriltip yeşertiyor. Allah vahyi insanların gönüllerine girince onlarda da rengârenk karakterler oluşturuyor. Gökler yüzü ve yeryüzünün sahibi de O’dur. Göklerde ve yerde her ne varsa hepsinin mülkü O’na aittir. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Göklerde ve yerde mülk olarak ne aklınıza gelirse hepsi üzerinde egemen olan, söz sahibi olan O’dur. Sadece O’nun sözü geçerlidir. Mülkünde tasarruf yetkisi sadece O’na aittir. Mülkünü yönetme hakkı sadece O’na aittir. Her şey O’nun mülküdür. Bizler de O’nun mülküyüz. O’nun mülkü olarak bizim O’nunla ilişkimiz kölenin efendisiyle ilişkisine benzer. Efendi karşısında nasıl ki bir kölenin özgürlüğü yoksa, nasıl ki o sadece efendisini dinlemek ve onun istediği gibi bir hayat yaşamak zorundaysa bizim görevimiz de her halükârda Rabbimize, efendimize, sahibimize O’nun istediği gibi kulluktur. Bunun dışında başka bir seçeneğimiz de yoktur. O Allah Ganidir, zengindir, müstağnîdir, kimseye ihtiyacı ol-mayandır. Herkes O’na muhtaç, ama O kimseye muhtaç değildir. Eğer şu anda Allah’a kulluk yapıyorsak unutmayalım ki, bu kulluklarımız O’nun için değil kendimiz içindir. Allah’ın bizim kulluklarımıza hiçbir zaman ihtiyacı yoktur. Hiç birimize ihtiyacı yoktur Rabbimizin. O Hamîd’dir de. O kendi kendisini hamd edendir. Göklerde ve yerde hiç kimse O’nu hamd etmese de, hiç kimse Ona kulluk etmese de, hiç kimse O’nu övmese de O kendi kendisini övendir. Yâni bilesiniz ki işte böyle Hamîd olan, mülke sahip olan bir Allah hamd edilmeye lâyıktır. Hamd sadece O’na yapılır. Övülmeye lâyık, sevilmeye, şükredilmeye, kulluk edilmeye, teslim olunmaya, itaat edilmeye, sözü dinlenmeye, arzuları, yasaları uygulanmaya lâyık olan sadece Allah’tır. O’ndan başka hiçbir kimsenin hamde, şükre, övgüye, kulluğa hakkı yoktur. Bu dünyada Allah’ı hamd edenler, Allah’ı övenler, Allah’ın övdüklerini övenler, Allah’ın övdüğü bir hayatı yaşayanlar elbette yarın övgüye lâyık bir hayata gideceklerdir.