10. “Göklerin ve yerin mirasçısı Allah olduğu halde, Allah yolunda siz niçin sarf etmiyorsunuz? İçinizden Mekke’nin fethinden önce sarf eden ve savaşan kimseler, daha sonra sarf edip savaşan kimselerle bir değildirler, berikiler daha üstün derecededirler. Allah hepsine cenneti vaat et-miştir. Allah işlediklerinizden haberdardır.” Ne oluyor size de Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Ne oluyor? Niye infak etmiyorsunuz? Ne zannediyorsunuz kendinizi? Sonunda semâvât ve arzın mirası Allah’a kalmayacak mı? Şu cebinizdekiler, koynunuzdakiler, şu kasalarınızda, keselerinizdekiler hep Allah’a kalmayacak mı? Hepiniz öleceksiniz, hepiniz gideceksiniz ve her şeyiniz Allah’a kalacak! Gerçekten ne kadar akıl erdirici, ne kadar iş bitirici bir soru değil mi? Yani sizler tuttunuz, öptünüz, sarıldınız, bağrınıza basıp vermediniz, infak etmediniz, sonunda kime kalacak ki tutuyorsunuz? Niye? Allah’a kalacaksa mirasınız, niye bunu böyle düşünüyorsunuz? Niye cimrilik edip Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Hiç kimse malını, mülkünü kendisi götüremeyecek. Öyleyse Allah’ın verdiklerini O’nun yolunda infak edelim, değilse zaten onlar bizde kalmayacak. Öyleyse verin imkânlarınızı, verin zamanınızı, verin Allah’ın verdiklerini. İnfak için bir de zaman ayarlamasından söz ediyor Rabbimiz. İçinizden fetihten önce infak eden ve savaşanlar, başkalarıyla bir olmaz. Bunlar bu zor zamanda, bu dar zamanda infak edenler ve savaşanlar derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür, daha üstündür. Arabanın tekerleği kumda iken, ya da yokuşu çıkarken iteklemek önemlidir, düze çıktıktan sonra atla atlayabildiğin kadar, o sizi götürecektir artık. İslâm’ın hâkimiyeti döneminde yardım, o dönemde infak, bu dönemde infaktan daha önemlidir. İslâm hakim olduktan sonra yapılacak infaktan çok çok üstündür. Ama Allah her birine en güzel olanı vaadetmiştir. Allah yapmakta olduklarınızdan haber alandır, haberdar olandır.