17. “Allah'ın, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiğini bilin; size, akledesiniz diye açık açık deliller anlattık.” “Bilin ki, bilesiniz ki Allah ölü araziyi, ölümünden sonra tekrar diriltir. Tıpkı Mekke cahiliyetinin kokuşmuş enkazı arasında gül kadar nezih şu sahâbe toplumunu dirilttiği gibi. Sizi de bu içine düştüğünüz ruhî ölümünüzden sonra tekrar diriltecektir. Gönderdiği yağmur âyetiyle kupkuru, ölmüş bir araziyi, bir toprağı canlandıran, dirilten Allah, size gönderdiği vahyiyle de sizlerden ölüleri diriltir. Elverir ki sizler vahiyle beraber olun. Elverir ki sizler Allah’ın âyetleriyle beraber olun ve dirilik yasalarıyla ilginizi kesmeyin. Sakın ha! İş işten geçti! Zamanı geçti bu işin falan demeyin! İş işten geçmeden, öteki dirilişle dirilmeden, dizlerinizi dövme günüyle karşı karşıya gelmeden Kur’an’a sarılın! Hiç olmazsa her gün bir âyet, her ay bir âyet öğrenin! Yani kitabınızın fonksiyonunu öğrenin!” diyor Rabbimiz. “Kitabınızın fonksiyonunu değiştirmeyin! Kitabınızın fonksiyonunu yitirmeyin! Böylece Allah’ı gücendirmeyin! Yoksa iflah olmazsınız,” diyor Rabbimiz. İslâm’da bilgi ikiye ayrılır. Birisi amel edilmesi gereken, hayata intibak imkânı olan, hayatla birleştirilmesi gereken bilgidir ki, buna ilim diyoruz. İşte bu Kur’andır, Kur’an’ın ortaya koyduğu ilimdir. İkinci bir bilgi de hakla ilgisiz, hakikate mutâbık olmayan, hayatta geçerliliği olmayan zanlardır. Rabbimiz, “bilin ki” derken, iman etmek ve amel etmek üzere, hayatınızda uygulamak üzere bilin ki Allah yeryüzünü ölümünden sonra diriltendir, buyurmaktadır. Tıpkı bunun gibi sen de, sizler de Allah kitabıyla can bulacaksınız. Ölümünden sonra toprağı dirilten Allah, ölümümüzden sonra bizleri diriltemez mi? Elbette bizi de diri tutacak, vahyini gönderen Allah’tır. Gelin bu gerçeğe aklınızı erdirin, diyor Rabbimiz.