19. “Allah’a ve peygamberine inananlara, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şehit düşenlere, işte, onlara, Rabbleri katında nûr ve ecir vardır. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır.” Allah’a ve O’nun Resullerine iman edenler… Allah ve elçilerine imanın güvenini yaşayanlar, Allah’ı kendi başına yalnız bilmeyip O’-nun elçileri de olduğunu ve o elçileri vasıtasıyla kendisine kulluk programı gönderdiğine iman edenler, “Ben Allah’ın o elçileri gibi olmaya inanıyorum” diyenler, Allah elçileri rehberliğinde bir hayat yaşamaya çalışanlar var ya, işte onlar Rabbleri katında sâdıklar, sıddîklar, şehitler ve şâhitlerdir. İşte cennetlik diye tarif edilenler onlardır. Adem (a.s) gibi yanlışından dönüp tevbe edenler… Nuh (a.s) gibi bıkıp usanmadan kulluğa devam edenler… Yakub (a.s), Yusuf (a.s) gibi “ya Rabbi Sen nasıl istersen bizi öylece imtihan edensin, bize düşen her şart altında Sana kulluğa devam” diyenler… Süleyman (a.s) gibi saltanatın, varlığın do-ruğunda imtihan edilse de sapmayıp kulluğunu sürdürenler… Eyyub (a.s) gibi sıhhatini, her şeyini kaybederek imtihan edilse de sabırla kulluğunu sürdürenler… Onlar gibi olmaya çalışanlar, onları örnek alanlar var ya, işte onların ecirleri ve nûrları vardır. Onların nûrları yarın kıyâmette cennete kadar onları götürecek ve onları hiç terk etmeye-cektir. Nûr, onlar içindir. Bu nûr, iman nûrudur. Bu nûr, Kur’an nûrudur, peygamberlerden iktibas edilen bir nûrdur. Münâfıkların elde edemedikleri, kâfirlerin asla tanımadıkları bir nûrdur bu nûr. Ama beri tarafta kâfirlere gelince: Küfredip de âyetlerimizi yalanlayanlar… âyetlerimizi örtenler, örtbas edenler, ilgisiz kalanlar ise işte onlar da cehennem halkıdır, cehennemin sohbetçisidir onlar. Peki ne yapalım? Nasıl edelim? Kulak verelim Rabbimize.