21. “Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah’a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşuşun; bu Allah’ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.” “Mü'minler için hazırlanmış, eni boyu gökyüzü ve yeryüzü kadar olan, yani genişliği böyle olan cennete koşun! Cennet için yarışın! Cennet isteyin Allah’tan. Cennet yolunda birbirinizi geçmeye, en önde olmaya çalışın. Hem Rabbinizin mağfiretine ve hem de eni gökler ve yer genişliğinde olan cennete koşun. “Ben cennet filân istemem! Cen-net filân anlamam! Ya Rabbi benden razı ol yeter!” demeyin sakın. Çünkü Allah cennette görülecektir. Cennetin dışında Allah’ı da O’nun rızasını da görmek mümkün değildir. Hattâ Allah’ın Resûlü, “isteyeceğiniz zaman Firdevs isteyin”, diyorsa biz de onun dediği gibi yapalım. Allah’tan cennet isteyelim. Cennet için yarışalım, çocuklarımızı, hanımlarımızı cennet için yarıştıralım. Bütün imkânlarımızı cennet için kullanalım inşallah. Tamam, cennet konusunda, Allah’ın rahmet ve mağfiretine ulaşma konusunda başkalarıyla yarışacağız. Ama önce kendimizle bir yarışa katılacağız. Nasıl mı? Dünkü Müslümanlığımızla bugünkü Müslümanlığımızı yarıştırmalıyız. Geçen ay ki Müslümanlığımızla bu aykini yarıştırmalıyız. Geçen ramazana göre bu ramazan biz nasılız? Evlen-meden önceye göre evlendikten sonra nasılız? Hacca gitmeden önceye göre hacca gidip geldikten sonra şimdi nasılız? Dünkü fakir durumumuza göre şimdi zengin olan biz nasılız? Daha iyiye, daha ileriye gitmeye, daha iyi olmaya çalışmalıyız. Hep mağfiret ve cennet için yarışmalıyız. Kazancımızda, kaybımızda ölçü hep bu olmalıdır. Demek ki bu cennet, Allah ve Resûlü’ne inanmış ve bu imanlarının şuurunda bir hayat yaşayan insanlar için hazırlanmış bir ihsandır. Allah onu dileyen, ona ulaşmaya gayret eden, çaba gösteren ve dilediği kimselere ulaştıracaktır. Rabbimiz bu dünyada cennet isteyenlere, dünya sermayesini ona yatırım yapanlara, dünyada ona sa’y edenlere onu lütfedecektir. “Ama hayır, ben cennet istemiyorum” diyenlere veya istiyorum deyip te yalan söyleyenlere, cennet istiyorum deyip te cehenneme sa’y edenlere vermeyecektir Rabbimiz o cenneti. “Cennet cennet dedikleri Üç beş gılman, üç beş hûri, İsteyenlere ver sen anı, Bana Seni gerek Seni.” diyenlere, onu istemeyenlere verilmeyecektir cennet. Allah ve Resûlü’ne Allah’ın istediği gibi iman etmiş ve bu imanını iddia, söz planında bırakmayarak salih ameller işleyen mü’minler için hazırlanmıştır o cennet. Bizler işte gökle yer arası genişliğindeki bu cennet için yarışacak, bu cennet için çırpınacağız. Bunu çok iyi dü-şünmek zorundayız. Acaba bu özellikler bizde var mı? Eğer yoksa o zaman ne diye bekliyoruz? Yani imanda bir eksikliğimiz, teslimiyette bir noksanlığımız mı var? Bunu çok iyi düşünmek zorundayız. Kimmiş onlar? Allah’a inandım diyenler. Allah’la imanı birleştirenler. Yani Allah’a imanın modelini yine Allah’tan alanlar. Kendi kendimize belirlediğimiz bir iman değil… “Ben bana göre mü’minim” değil, “ben Allah’a göre mü’minim” demeliyiz. “Ben Allah’ın elçisinin pratikte örnekleyip gösterdiği gibi Allah’a inanıyorum” demeliyiz. “Allah’ın benim hayatıma karıştığına inanıyorum” demeliyiz. “Benimle sürekli diyalog halinde olan bir Allah’a inanıyorum” demeliyiz. İşte cennetini ve mağfiretini böyle inananlara, Allah’a imanın güvencesini yaşayanlara ve de bu imanını peygamberlerinin modeliyle sürdürenlere lütfedeceğini anlatıyor Rabbimiz. İhtiyacı olanlara buyurulur. Kim ki ben cennet istiyorum diyorsa işte buyursunlar bunları yapsınlar. Unutmayın ki Allah büyük fazl ve azamet sahibidir. Herkese yetecek, herkesi memnun edecek kerem sahibidir Allah. Yani birilerine verilince bitmez o cennet, korkmanıza gerek yoktur. Peki bu cennete ulaşabilmek için başımıza bir takım sıkıntılar gelecek mi? Elbette gelebilecektir. Peygamberlerin başlarına nasıl bir takım sıkıntılar gelmişse, peygamber yolu yolcularının başına da elbette sıkıntılar gelecektir. Bir yokluk, bir hapis, bir sürgün olabilir. Yahut tarih içinde Rabbanilerin başına gelen başka sıkıntılar da gelebilir. İşte bu noktada şu âyet bizim en büyük teselli kaynağımız, en büyük rehberimiz olacaktır. Unutmayacağız ki bizim imtihan konumumuzu ayarlayan, tespit eden Allah’tır.