22. “Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musîbet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, o Kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.” Yeryüzünde Allah’ın istediği kulluğu yaşarken başınıza gelen herhangi bir sıkıntı, herhangi bir belâ, bir musîbet yoktur ki o, Biz bu kâinatı, bu hayatı yaratmadan önce bir kitapta bulunmasın. Başınıza gelecek hiçbir şey yoktur ki, Biz onu daha önce takdir edip bir ana kitapta, Levh-i Mahfuz’da yazmış, tespit etmiş olmayalım. Öyleyse bu kâinatta olacak her şey, başınıza gelecek her şey daha önceden belirlenmiş ve ana bir kitapta yazılmıştır. Biliyoruz ki kulluk yolunda bizim başımıza gelenler bazen kendimizden, içimizden, birbirimizden, ya da yeryüzünden olabilmektedir. Olsun. Ne olursa olsun, ne gelirse gelsin. Kesinlikle bilesiniz ki o gelenler, o imtihan sorularınız size gel-meden önce, gerçekleşmeden önce bir yasa ve yazgı olarak çok önceden Allah tarafından belirlenmiştir. Bütün bunlar bir tesadüfün eseri değildir. Sizin imtihanınızı belirleyen, bilen, takdir eden Allah’tır. Hastalık ya da sağlık, Fakirlik ya da zenginlik… Şöyle bir hanım, böyle bir koca. Şu kadar kız, bu kadar erkek çocuk… Şöyle bir baba, böyle bir anne gibi binlerce imtihan sorumuz önceden belirlenmiştir. Bu da Allah için çok kolaydır. O zaten her şeyi baştan bilir, tam, eksiksiz, öncesiz ve sonrasız, hâsılı Allah’ça bilir. Yani tüm kâinatın kaderini, kâinatta olacakları önceden takdir etmek Allah için çok kolaydır. İşte bu bilgisiyle beni nasıl imtihan edeceğini bana haber veriyor. Bugün, yarın, otuz yıl sonra benim başıma neler gelecek? Ben bunu bilmem ama Rabbim bilir. Daha ben ana karnındayken takdir etmiştir Rabbim. Öyleyse bundan sonra artık korkmaya, endişe etmeye gerek yoktur. Ezelde Rabbimiz tarafından bizim hakkımızda yazılan neyse, başımıza gelecek olan odur. Yazılanlardan kurtulmamız da mümkün olmayacaktır. Rabbimizin bir başka yasası gereği tedbirimizi almayı da ihmal etmeyeceğiz. Başımıza gelecekler konusunda Rabbimize teslim olacağız. O nasıl isterse öylece imtihan edeceğini bilmeli ve O’nun dedikleri doğrultusunda o imtihana cevap vermeliyiz. Hastalıkla imtihan olunduğumuz zaman feryad etmemeliyiz. Yoklukla imtihan olunduğumuz zaman isyan etmemeliyiz. Zenginlikle imtihan olunduğumuz zaman kendimizden bilip şımarmamalıyız. Peki niye böyle yapıyor Rabbimiz? Yani niye önceden takdir ediyor bizim kaderimizi? Bunu bize niye haber veriyor? Şöyle bir soru aklımıza geliyor burada: Madem ki benim başıma gelecekler önceden belli, o zaman ben ne yapmalıyım? Bakın sebep şuymuş: