Hadîd Suresine Dön

Hadîdالحديد

23. Ayet

23Hadîd Suresi

لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَٓا اٰتٰيكُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۙ

(Her şeyin Levh-i Mahfûz’da yazılı olması) elinizden kaçana üzülmemeniz, size verilenle de şımarmamanız içindir. Allah, kibirli ve böbürlenen kimseleri sevmez.

Dipnot

Kadere iman, insanı eşyaya ve hadiselere kul olmaktan, varlıkta şımarıp, yoklukta unutma hastalığına tutulmaktan korur. Varlığın ve yokluğun, nimetin ve musibetin Allah (cc) tarafından takdir edildiğini, yazılmış olanın vuku bulduğunu bilen insan, Allah’a (cc) teslim olup kaderine rıza gösterir. Nimetin imtihanı olan şükrü, musibetin imtihanı olan sabrı hakkıyla yerine getirir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

23. “Bu, kaybettiğimize üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nîmetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez.” Kaybettiğiniz şeylere üzülmeyesiniz, başınıza gelenlerden dolayı eseflenmeyesiniz, olup bitenlerden dolayı üzülmeyesiniz, “Keşke şöyle yapsaydım! Keşke böyle yapmasaydım! Vah! Tüh!” demeyesiniz, Allah’ın size verdiği nîmetlerden ötürü şımarmayasınız diye. Yani başınıza gelenler istemediğiniz cinstense kahrolmayın, mahvolmayın. Yok eğer sevdiğiniz cinsten şeyler başınıza gelmişse, o zaman da şı-marmayın. Eviniz yandı mı mahvolmayın, bir eve daha mı sahip oldunuz şımarmayın. Oğlunuz öldü mü kahrolmayın, oğlunuz olduğu zaman da şımarmayın. Çünkü Allah kendini beğenip öğünen kimseleri sevmez. Sözlerinde, yürüyüşünde, tavırlarında, hareketlerinde, insanlara bakışlarında şımarıp büyüklenen insanları Allah asla sevmez. Müslümanın başına bu dünyada iyi şeyler de gelebilir, kötü şeyler de gelebilir. Başına istemediği cinsten bir kısım sıkıntılar, belâlar, bir kısım nîmetler de gelebilir. Rabbimiz bunu önceden takdir buyurmuştur. Böyle bir durumda gerçek Müslüman, Allah’ın istediği tavrı gösterebilen kimsedir. Belâlar ve musîbetler karşısında sabredebilen, iyilikler ve nîmetler karşısında da şükredebilen kimsedir mü’min. Yani Allah’ın kendisine bir imtihan sebebi olarak takdir buyurduğu sıkıntıları sabra dönüştürebilmesini, iyilikleri ve nîmetleri de şükre çevirebilmesini bilen kimsedir Müslüman. Çünkü sıkıntıyı da, nîmetleri de veren Allah’tır. Bize düşen sadece teşebbüsten başka bir şey değildir. O halde nîmetlerle şımarmak ta, belâlarla yıkılmak ta doğru değildir. Ba-kın Rasulullah Efendimiz bir hadislerinde bu hususu bize çok hoş anlatır: “Müslümanın işine şaşılır. Çünkü ona bir nîmet gelir, şükreder sevap kazanır. Ona bir sıkıntı gelir, ona da sabreder, yine sevap kazanır.” Demek ki Rabbimiz belâlar anında üzülen, nîmetler anında da şımaranları sevmiyor. Unutmayacağız ki en mütenasip imtihanı yapan Rabbimiz, bazen bize vererek imtihan edecek, bazen de alarak imtihan edecektir. Rabbimizin gerek vererek, gerekse alarak ne tür bir imtihanıyla karşı karşıya kalmışsak onun gereğini yerine getirmeliyiz. Yani her ikisine de teslim olup kulluğumuzu sürdürmeliyiz. Çünkü her iki halde de o Rabb, biz kuluz. Bunu hiçbir zaman unutmayacağız.