Hadîd Suresine Dön

Hadîdالحديد

3. Ayet

3Hadîd Suresi

هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

O, (öncesi olmayan) El-Evvel’dir, (sonrası olmayan) El-Âhir’dir, (her şeyin üzerinde ve varlığının delilleri apaçık olan) Ez-Zâhir’dir, (aklın hakikatini tam idrak edemediği ve kullarına yakın) El-Bâtın’dır ve O, her şeyi bilendir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

3. “O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı aşikârdır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir.” O Evvel’dir, Ahir’dir. Yani ilk defa sorulacak Allah’tır, son defa sorulacak da Allah’tır. Bizi yaratan Allah, sonra tekrar diriltip yaratacak olan da Allah’tır. Evvel Allah ama sonra işi bitmiş değil, sonra yine Allah. İlk akla gelecek Allah, sonra hesapta tutulacak yine Allah. O, Evvel ve Âhir’dir. Bugün Türkçe’de “evvel Allah” kullanılır. “Ben evvel Allah Müslümanım! Evvel Allah biz de Müslümanız! Evvel Allah biz Kur’an ve sünnetin dışına çıkmayız!” Düğünlerde iki tarafın ağzından çok duyarsınız bunu. İyi de Kur’an ve sünnetten ne biliyorsunuz ki, dışına çıkmayacaksınız? Kur’an ve sünneti bilmeyen bir adamın dışına çıkması, ya da içine girmesi düşünülebilir mi? Arkadaşlar, Allah 114 sûreyle hayatını düzenlemek için Peygamberini göndermiş. 114 bölüm, 114 birim. Bunlardan bir tanesini çekip çıkarırsanız, mutlaka hayatımızın o sûreyle düzenlenecek bölümü boş demektir. Yani siz o konuda hep yanlış yapacaksınız demektir. Meselâ Hadîd sûresini çekip çıkarın hayatınızdan, Hadîd’in düzenleyeceği bölüm mutlaka yanlıştır sizde. Peki Allah için şimdi kendinizi bir yoklayın: 114 sûrenin kaçta kaçı var sizde? Veya 6666 âyetin kaçta kaçı var? Ne kadar var böyle bildiğiniz âyet? Kur’an’ın kaçta kaçı, bir düşünün ve ona göre karar verin. Kaçta kaç diye sorduğum âyet bildiğiniz, tanıdığınız âyettir. Yani hayatınızı düzenleyebileceğiniz, hayatınızda uygulayabileceğiniz kadar tanıdığınız âyet sayısı. “O Allah Evvel’dir.” Yani sözü dinlenecek Evvel, ilk Allah’tır. İlk defa kendisine sorulacak, Evvel Allah’tır. Rızası kazanılacak ilk, Evvel Allah’tır. Şifa kaynağı, şifa beklenecek Evvel Allah’tır. Korkulacak Evvel Allah’tır. Sevilecek Evvel Allah’tır. İnsanlar Evvel Allah diye başlı-yorlar söze, sonra kendilerini koyuyorlar ortaya ve bitiriyorlar işi. Halbuki Âhir de Allah’tır. Yani Evvel O’dur, ama unutmayalım ki Âhir de O’dur. Âhir de Allah’tır ama son sorulacak ta yine Allah’tır. Sonunda değerlendirecek olan da Allah’tır. Bizi hesaba çekecek olan, bize mükafat veya ceza verecek olan da Allah’tır. Başta Allah’ı hatırlayıp sonda unutmak olmaz ki. Meselâ besmeleyle işe başlıyor Müslümanlar, ama sonunda unutuyorlar O’nu. Besmeleyle başlıyorlar, yâni Evvel Allah diyorlar ama sonra ne kadar yenmesi gerektiğini, ne tip yenmesi gerektiğini Allah’a sormadan devam ediyorlar. Giyim konusunda öyle değil mi? Meselâ Müslüman hanım, ya da erkek, ‘bismillah’ diye giyin-meye başlıyor, ama ne giyinmeleri, nasıl giyinmeleri gerektiğini Allah’a sormuyorlar. Evden çıkarken ‘bismillah’ diye çıkıyorlar, ama nereye gideceklerini, hangi programı icra için çıktıklarını Allah’a sormuyorlar. Halbuki ilk sorulacak Allah’tır, sonra sorulacak yine Allah’tır. Halbuki sözü dinlenecek Evvel, yolunda gidilecek Evvel, hatırı kazanılacak Ev-vel, her dediği tutulacak Evvel, hayata karışmaya yetkili Evvel Allah-tır, sonra da Allah’tır. Her işin sonu, sonunda Allah’a varacaktır. Her işin sonunda Allah’a varıp hesap vermeyecek miyiz? Sonunda Allah’ın huzuruna gitmeyecek miyiz? “Zâhir de, Bâtın da Allah’tır.” Allah Zâhirdir. Anlamak isteyene apaçıktır. Yani o kadar açık, o kadar zâhirdir ki Allah, ifade etmeye, uzun uzun deliller getirmeye bile gerekmez. Ama o kadar bâtın, o kadar bilinmez ki, künhünü kimse bilemez. Allah kime benzer? Neye benzer? Künhünü kimse bilemez. Allah Zâhirdir, O’ndan ötesi yoktur. Bâtındır, daha berisi de yoktur. Allah o kadar açıktır ki, yeryüzünde hiçbir insan “ya Rabbi ben seni anlamaya çalıştım ama buna imkân bulamadım” diyemez. Allah o kadar açık, o kadar ayan beyan ki kimsenin o’nun varlığına delil getirmesine ihtiyacı yoktur. Ama o kadar bâtındır ki kimsenin O’nun künhünü kavraması mümkün değildir. Peki, kutuplarda, çöllerde, buzullarda bir insan var da, o Allah’ı bilememişse ne yapacaktır? Haydi gidelim öyleyse ne duruyoruz? Varsa böyle birileri, gerçekten samimiyseniz böyle birinin olduğunda ne duruyorsunuz? Niye gitmiyorsunuz ona Allah’ı anlatmaya? Ne mâzeretiniz var böyle bir durumda ona gitmemeye? “Yedullah”. Allah’ın eli var, bilir misiniz? Eli vardır biliriz ama nasılını bilmeyiz. Allah konuşur, bilir misiniz? Biliriz konuşur, ama Bâtınını bilmeyiz. Allah görür, bilir misiniz? Nasıl konuşur Allah? Nasıl görür Allah? Allah’ça konuşur biliriz, ama Bâtınını bilemeyiz. Allah’ça görür, ama Bâtınını bilemeyiz. Allah her şeyi bilendir. İç dünyamızı, dış dünyamızı, hukukumuzu, eğitimimizi, sosyal ve siyasal yapılanmalarımızı, tüm hayat programlarımızı, sosyal ve tabiî çevremizi, neyi nasıl yaratacağını, bizi neyle imtihan edeceğini, nasıl bir din göndereceğini, bizim hayatımızın nasıl tanzim edileceğini, kimi ne zaman dünyaya getireceğini, kimi ne zaman öldüreceğini, erkeğin mirastan ne kadar alacağını, kadının ne kadar alacağını, hırsızlık yapana nasıl bir ceza verileceğini, hukukumuzun nasıl olacağını, kılık-kıyafetimizin biçimini bilen, mutlak bilen, yanılmaz bilen Allah’tır. Bakın isterseniz semâvât ve arza. Allah’ın bilgisinin ne kadar da sınırsız olduğunu anlayacaksınız.