9. “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e, apaçık âyetler indiren O’dur. Doğrusu Allah size karşı şefkatlidir, merhametlidir.” O Allah, kuluna sizi zulmetten nûra çıkarsın diye apaçık âyetler indirdi. Sizi karanlıklardan aydınlığa ulaştırsın diye. Âyetlere tutundukça, âyetleri yaktıkça, ampulleri yaktıkça, onlarla, onların nûruyla sizi karanlıklardan, zulümattan kurtarmak üzere size âyetler gönderdi. Allah elçisine âyetler gönderdi. Kuluna açık, net, apaçık âyetler göndermiştir ki, onlarla sizi zulumatlardan nûra çıkarsın. İyi bilin ki Allah size karşı şefkat ve merhamet sahibidir. Farz edin ki bir dünyanız, bir sarayınız var. 114 odalı bir saray… Her odanın ampulü, aydınlatıcısı o âyettir, o sûredir farz edin. Bu âyetlerden, bu sûrelerden ne kadarını yakmışsanız, ne kadarıyla ilgi kurmuşsanız, sizin sarayınız o kadar aydınlık, hayatınız o kadar aydınlık demektir. Ne kadarını da yakmamışsanız o bölgede zulümat-ta, karanlıkta kalmışsınız demektir. Hangi karanlıklar? Sosyal karanlıklar, siyasal karanlıklar… Ailevî geçimsizlik karanlıkları… İnsanın dü-şünce sistemini işgal etmiş şeytan ve dostlarından kaynaklanan tüm karanlıklar… Haksızlık ve zulüm adına ne tür karanlıklar düşünebiliyorsanız o tür karanlıklar içinde kalmışsınız demektir. Ama bu kitapla birlikte olduk mu, bu kitap tüm karanlıklardan nûra çıkaracaktır. Bakın şimdi kitabınıza, ne kadar aydınlandı dünyanız? Ne kadar aydınlandı ruhunuz? Ne kadar aydınlandı kafanız, düşünceniz, ameliniz? Ne kadar aydınlandı hayatınız? Ne kadar aydınlandı sarayınız? 114’de kaç sûre yaktınız? Kaç ampul, kaç nûr edindiniz? Bu nûru hatırda tutun, biraz sonra tekrar gündeme gelecek bu nûr zira. Nedenmiş bu? Allah bu nûr kaynağı olan kitabı neden göndermiş? Çünkü size karşı Raûf ve Rahîm olandır Allah. Sizin karanlıkta kalıp el yordamıyla bocalamanızı, düşe kalka yürümenizi istemeyen, size Raûf ve Rahîm olan bir Allah’tır o. İkinci bir soru: