Hakka Suresine Dön

Hakkaالحاقة

11. Ayet

11Hakka Suresi

اِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَٓاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِۙ

Hiç şüphesiz, su taştığında sizleri gemide biz taşıdık.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

11-12. “Ey İnsanlar! Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.” “Sular tâğutlaşınca, azgınlaşınca, haddi aşınca, her tarafa do-lunca, Biz sizleri câriye de taşıdık. Hamelnaküm fil câriye. Biz sizi bir câriyede taşıdık.” Câriye gemidir, onu Nebe’ sûresini tanımaya çalışır-ken söyledim. İşte Nuh (a.s) döneminde tüm yeryüzü kâfirleri helâk edilirken, o gemide taşınanlar inananlardı. Neden? Tüm yeryüzü kâfirleri helâk edilirken bu gemide kurtardıklarını neden kurtardı Allah? Niye anlatıyor bunu Rabbimiz bize? Bunu şunun için anlatıyor: Yani eğer sizler de tâğutlaşan, azgınlaşan, Allah’la savaşa tutuşan, Allah’ın hayat programını reddeden bu toplumda dalgalar halinde sizi yok etmeye yönelen toplumun küfründen, inkarından, ilhadından kurtulmak istiyorsanız, bu küfür dalgalarının boğucu etkisi altında boğulmamak istiyorsanız, o zaman sizler de gemiye binenlerden olmak zorundasınız. Sizler de peygamber safında yer almak zorundasınız. Allah düşmanlarından ayrılmak zorundasınız. Allah’a Allah’ın istediği biçimde kulluk yapanlardan olmak zorundasınız demek için, bizi intibaha, uyanıklığa dâvet etmek için anlatıyor Rabbimiz. Bakın diyor ki: “Size bir tezkira, bir öğüt olsun, size bir nasihat olsun diye an-latıyoruz bunları. Yani Biz burada size önceki toplumlardan kimilerinin helâk olmasına karşın kimilerinin de kurtulduklarını haber veriyoruz ki, bundan siz öğüt alasınız, ibret alasınız, aklınızda kalsın. Yani aklınıza çakılsın kalsın, zihninize kazınsın kalsın, hafızanızdan, belleğinizden hiç çıkmasın diye anlatıyoruz, bir de: Bir de belleyecek, öğrenecek kulaklara bellek olsun, kulaklara küpe olsun, kulaklara çakılı kalsın, kulaklara kazınıp dursun, kulaklarınızda çınlayıp dursun diye biz bunları size anlatıyoruz,” diyor Rab-bimiz. Meselâ elektriğin tehlikeli olduğunu elektriği anladığımızdan bu yana farkındayız ve hiç unutmuyoruz değil mi? Hele hele eğer gözümüzün önünde birilerinin elektrikle oynarken bir gaflet, bir dikkatsizlik sonucu yanıp kömür olduğunu görmüşsek hiç unutmayız bunu değil mi? Bizim için bir ibret, bir ders, bir tezkira olmuştur artık o. İşte tez-kira budur. İşte İslâm’ın bizden istediği tezkira budur. Yani öğrenmişsek, tehlike boyutunu aşacak hiçbir harekette bulunmayacağız demektir. O kadar dikkat edeceğiz ki, bu örneğin dışına çıkmadan kendimize program çizeceğiz. Evet, bu olayı anlatmamızın gayesi insanlar için bir hatırlatma ve hakka kulak verip geçmiş olaylardan öğüt-ibret alanlar onu bellesin ve gereği ne ise onu yapsın, kaybetmeyip ilerisi için yararlansın diyedir. Katade’ye göre vâiye; “Allah’ın emrini anlayan ve onun kitabından işittiğinden faydalanandır.” Rabbimiz bu milletlerin kıssalarını ve başlarına gelen azabı anlatarak Rasulullah’a (s.a.v.) isyan hususunda bu ümmeti onlara uymaktan men etmektir. Onun içindir ki yüce Allah a-yeti “Belleyici kulaklar onu bellesin.” sözüyle sona erdirdi. Hâkka’yı, kıyâmeti anlatacaktı Rabbimiz. Ama bakın buraya kadar tarihten Hâkka’ya karşı müspet ve menfî tavır takınanlardan ör-nekler sunarak bu işi kabule bizi hazırladıktan sonra Rabbimiz artık şimdi kıyâmeti, Hâkka’yı anlatmaya başlayacak. Bizim için o kadar merhametli ki Rabbimiz, o kadar cennetimizi istiyor ki, öncekiler gibi peşin bir fikirle onu reddetmememiz için önce örneklerle uyarıyor, sonra da anlatacağını anlatıyor. Şimdi kıyâmetten söz edecek. Ama bildiğimiz söz dizimine uygun bir biçimde akademik bir makale türünde bir anlatım olmayacak bu. Allah’a yakışan biçimde kullarının tümünün anlayabileceği biçimde bir anlatım. Yani sadece elit tabakanın değil, herkesin anlayabileceği bir üslûpla Allah kıyâmeti anlatmaya başlıyor: