Hakka Suresine Dön

Hakkaالحاقة

28. Ayet

28Hakka Suresi

مَٓا اَغْنٰى عَنّ۪ي مَالِيَهْۚ

“Malım bana hiçbir fayda sağlamadı.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

25-29. “Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: “Kitabım keşke bana verilmeseydi, keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş ol-saydı, malım bana fayda vermedi, gücüm de kalmadı” der.” Amel defterini solundan alanlar, kitabı solundan tutuşturulanlar var ya, korkunç bir yıkılış içinde olacaklar. Çünkü artık kitap da ortaya konulmuştur. Dünya hayatındaki dosyaları, sicilleri ortaya konunca, tıraşları gözlerinin önüne inince mücrimler alelacele kitaplarına şöyle bir göz atarlar. Kitaplarının içindekilerden, hesaplarının zorluğundan dolayı korkularından tir tir titremeye başlarlar. Çünkü o zalimler Rab-blerini tanımamışlar, Rabblerinin hayat programıyla ilgilenmemişler, hatta kendilerini Rabb bilmişler ve şimdi inkar ettikleri o Rabb onları bu tavırlarıyla, bu amelleriyle hesaba çekecek. “Vah bize! Eyvah bize! Eyvah bana! Yazıklar olsun bana! Keşke bu kitabım bana verilmeseydi! Keşke hesabıma muttali olmasaydım! Keşke bu kitabımla benim aramda yıllarca mesafe olsaydı da onları görmemiş olsaydım! Bu kitap nasıl bir kitapmış ki, ne büyük gü-nahlarımı koymuş ne küçüklerini, hepsini sayıp tespit etmiş! Ne gizlide işlediklerimi koymuş, ne açıkta işlediklerimi koymuş, hepsini yazmış! Halbuki ben şunları şunları hiç kimsenin göremeyeceği ıssız bir ormanda işlemiştim! Şunları şunları önemsiz zannetmiştim! Ne büyük koymuş, ne küçük koymuş, ne gizli demiş, ne aşikâr demiş hepsini tespit etmiş” derler. Halbuki dünya hayatında zalimlerin haberleri yoktu hiçbir şeyden. Haram-helâl aramamışlardı hayatlarında. Zulmetmişler, haksızlık etmişler, inkar etmişler, duymazdan gelmişler, müs-tekbirce davranmışlardı. Ne yapmışlarsa tüm amellerini karşılarında buluyorlar. Amellerinden dolayı değerlendirilecekler şimdi. Hani dünyadayken bu zalimler amellerimizden dolayı bizi değerlendirmeye çalışmıyorlar mıydı? Dosyalıyorlardı ya mü'minleri. Şimdi de onların dosyaları alabildiğine kabarıktır. Zulmettikleri insan sayısınca dosyaları kabarık olacak. Kimileri bir milyona zulmetmişse bir milyonluk bir dosya, beş milyona zulmedenlerin dosyaları beş milyonluk, tüm yeryüzü insanlığına zulmedenlerin dosyaları da o kadar kabarık. Dünyada Müslümanları dosyalamaya çalışan, Müslümanlara dosyalar hazırlayanlara orada dosyalar hazırlanmıştır. Dosyalar birer birer açılacaktır. Zulmettikleri insanların dosyaları, haklarını yedikleri insanların dosyaları, bombaladıkları insanların, aç bıraktıkları, sömürdükleri insanların dosyaları birer birer açılmaya başlamıştır. İşte bu dosyalar açıldıkça alçaklar kahrolacaklar ve diyecekler ki, “keşke bu dosyalara muttali olmasaydık.” “Keşke bu iş son bulmuş olsaydı. Çünkü malım-mülküm de bana fayda vermedi. Gücüm-kuvvetim de kalmadı.” Mülküm, salta-natım, gücüm, kudretim, soyum ve makamım, bunarın hepsi benden alındı. Şimdi yanımda ne ordu var, ne de emirlerimi yerine getiren memurlarım. Elimde beni savunmaya yarayacak hiçbir delilim, hüccetim kalmadı. Şimdi ne yardımcım var, ne güven verenim; ne dostum var, ne destekleyenim. “Keşke bu bir son olsaydı. Keşke ölümümüz bir son olsaydı, keşke unutulup gitseydik de dirilip bu hesap-kitapla karşı karşıya gel-meseydik. Ya da keşke şu anda bir ölümle karşılaşsaydık ta bu hesabın sonundan kurtulsaydık” diyecekler. Ah! Ölüm nerdesin? Ne olur gel de bizi bu durumdan kurtar, diyecekler. Ölümü çağıracaklar, ölüme dâvetiye çıkaracaklar, ölümü temenni edecekler ama ölemeyecekler. Ölümün acısını her yandan hissedecekler ama ölemeyecekler. Hep ölümü yaşayacaklar ama bir türlü ölmeyecekler. Evet, aslında böyle bir bedbahta göre ölümden daha kötü bir şey olmadığı halde onu temenni eder. Çünkü o bu durumu, tatmış olduğu ölümden daha kötü ve acı görür. Böyle bir insan için dünyada en sevmediği şey ölüm olduğu halde ahirette ölüp bir daha dirilmemeyi isteyecektir. Fakat bu da mümkün olamayacaktır.” Dikkat ediyor musunuz, zalimler ölüm istiyorlar. İstedikleri şey yok olmak, helâk olup gitmek. Kendilerini bir an olsun içine gömüldükleri bu dayanılmaz azaptan, bu perişanlıktan kurtaracak bir ölüm istiyorlar. Ölümle bu durumdan kurtulmak istiyorlar. Kendilerine Kur’-an’ın başka yerlerinde anlatıldığına göre denilecek ki: “Hayır hayır! Siz böyle kalacaksınız! Siz cehennemde kalacaksınız! Siz azabın için-de unutulacaksınız! Ölümle kurtuluş yok! Sizin için ölmek yoktur artık! Ölümü temenni ettiren bir azabın içinde ebediyen kalacak ve unutulacaksınız! Sizin için sizi bu azaptan kurtaracak ölüm yoktur. Sonsuza dek ölümü temenni ettirecek bu azabın içinde kalacaksınız. Çünkü sizler dünyadayken bunu istediniz! Biz kitabımızı solumuzdan alacağız, biz cehenneme gitmek istiyoruz, biz cehennem istiyoruz diye bir hayat yaşadınız. Halbuki dünyada size hak gelmişti. Size Allah’ın âyetleri gelmişti. Allah sizi bundan haberdar etmişti. Size Allah’ın elçileri, Allah’ın uyarıları gelmişti. Size kitap gelmişti, peygamberler gelmişti. Siz haktan haberdar edilmiştiniz, ama siz bu hakkı sevmiyordunuz. Siz Allah’tan gelen Hakka burun kıvırıyor, İslam’ı beğenmiyordunuz. Siz Allah’ın istediği hayatı değil keyfinize göre bir hayat yaşamayı yeğliyordunuz.