35. “Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur.” O gün orada onun için bir hamim de yoktur. Yani o gün ona açılacak sıcak bir kucak yoktur. Kimse ona sıcak bir kucak açamayacak, onunla ilgilenen, halini-hatırını soran kimsesi olmayacaktır. “Yahu ne âlemdesin? Başında bir sıkıntı mı var? Bir derdin mi var? Sana karşı yapabileceğimiz bir şey var mı?” diye ona sıcak bir kucak açacak kimsesi yoktur onun. Ne sözü dinlenecek, ne konuşmasına izin verilecek, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçisi olacak onun. Tüm dostları, tüm arkadaşları kendi dertlerine düşmüşler, kimse onun halini, hatırını soramayacaktır. Bugün onların artık konuşmayacakları, konuşamayacakları bir gündür. Kendilerine izin verilmez ki konuşup özür beyan etsinler. Ağızlarını açmalarına müsaade edilmez ki artık dünyada işledikleri suçlar konusunda özür dileyebilsinler. Peki hiç mi konuşamayacaklar? Hiçbir şey söyleyemeyecekler mi? O anlamda mı bu ifade? Anlıyoruz ki yani böyle ciddiye alınacak, değerlendirilecek bir konuşmadan yana olunmayacak onlar için. İtiraz edemeyecekler, özür beyan edemeyecekler.