41-43. “O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz! Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz! Kur’an, âlemlerin Rabbinden indirilmedir.” “Bu kitap bir şair sözü, bir kâhin sözü değildir. Ne kadar da az inanıyorsunuz? Ne kadar da az düşünüyorsunuz?” diyor Rabbimiz. Mekke müşrikleri kendilerine böyle reddedilemeyecek bir berraklıkta Allah’ın kitabı gelince, “bu bir şair sözüdür, bu bir insan sözüdür, bu bir kâhin sözüdür, sihirdir, büyüdür” dediler. “Biz bunu inkâr ediyoruz” dediler. Aslında inkâr edecekler de hainler, ama böyle inkârlarına bir haklılık kazandırabilmek için bu bir şair sözü, bir insan sözü olduğu için inkâr ediyoruz diyorlar. Halbuki daha önce ve o anda çevrelerinde yığınlarla şair, yığınlarla kâhin ve sihirbaz görüyorlardı. Şimdiye kadar acaba hangi şair, hangi kâhin, hangi sihirbaz o elçinin söylediklerini söyleyebilmişti? Hangi sihirbaz o peygamberin meydana getirdiği te-siri meydana getirmişti? Hangi insan bunun bir benzerini söyleyebilmişti? Hangi sihirbazın sihri gönüllerde bu kadar yer etmişti? Hangi sihirbaz toplumda böylesine bir inkılâbı gerçekleştirebilmişti? Aslında onlar da biliyorlar ki bu bir sihir değil ama reddedişlerini haklı çıkarabilmek için öyle diyorlardı. Kur’an’ın değişik yerlerinde Rabbimizin tüm insanlığı bu kitabın bir benzerini meydana getirmeye dâvet ettiğini görüyoruz. “Eğer ciddiyseniz, Allah’ın berisinde, Allah’tan başka ne kadar şâhidiniz, ne kadar şühedanız, ne kadar yardımcınız varsa, yani inandığı dâvâya canını verecek kadar bağlı ne kadar şehidiniz, şâhidiniz varsa onların hepsini de toplayın! Allah’tan başka güvendiğiniz ne kadar yardımcınız, ne kadar putlarınız, ne kadar edipleriniz, şairleriniz, bilginleriniz, filozoflarınız, müdürleriniz, genel müdürleriniz varsa, veya size baş olacak, ayak olabilecek ne kadar yardımcınız, yardakçınız varsa hepsini çağırın da haydi örnek bir sûre getirin bakalım.” “Bu kitap bir şair sözüdür, bir kahin sözüdür diyorsanız veya bu kitabı Peygamber uyduruyor diyorsanız, bir insanın kendi başına, kendiliğinden yapabildiği bir şeyi diğer insanlardan, milyarlarca insan içinden herhalde bunu yapabilen bir insan daha çıkacaktır elbette. Öyleyse haydi bakalım birilerini çağırın da bunun bir benzerini getirin!” diyor Rabbimiz. Tarih içinde buna teşebbüs edenler olmuş, ama bugüne kadar kimse muvaffak olamamıştır. O halde ey insanlar! Böyle kerîm olan bir meleğin peygambere getirdiği vahiyden nasıl şüphelenebilirsiniz? Nasıl oluyor da az evvelki badirelerden sizi atlatacak, sizi cehennemden kurtarıp, umduğunuz cennete ulaştıracak olan bu kitaba karşı böyle kayıtsız kalırsınız? Çünkü bu kitap âlemlerin Rabbi olan Allah’tan indirilmiştir.