6. “Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.” Âd kavmi de tıpkı Semûd gibi dünyada cennet istiyordu. İrem bağlarının dünyada misli, benzeri yok kabul edip şımarıyorlardı. Dünyada ebedî kalacaklarmış gibi bir hayat programları vardı. Ölüm ötesi hayatı reddediyor, Allah’la, Allah’ın elçisiyle, Allah’ın yasalarıyla savaşa tutuşuyorlardı. Güçlerine, kuvvetlerine, medeniyetlerine güvenerek Allah’tan gelen hayat programını reddederek keyiflerince bir hayat ya-şamaya yönelmiş bir toplumdu. Allah’ın kendilerine gönderdiği Hud (a.s), “yapmayın! Etmeyin!” Vazgeçin bu anlayışlarınızdan! Vazgeçin bu programlarınızdan! Kafa tutmayın Rabbinize! Tapınmayın bu dünyaya! Tapınmayın zevklerinize! Reddetmeyin kıyâmeti! Kul olun Allah’a! Dinleyin Rabbinizi! Ben O’nun size elçisiyim! Benim de, sizin de Rabbimiz olan Allah sizden istediği kulluğu benim şahsımda örneklemiştir! Bana bakın, beni izleyin ve Rabbinizin istediği kulluğu benden öğrenin! Rabbinize ve bana düşman kesilmeyin! Keyfiniz istikametinde bir hayata yönelmeyin! Allah’ı ve beni diskalifiye ederek bir hayat yaşamayın! Gelin beni dinleyin! Gelin fırsatlarınızı kaçırmayın! Değilse, şu bozuk düzen hayatınızı sürdürmeden yana olursanız kesinlikle bilesiniz ki Allah sizi helâk edecek! Sizler de tıpkı öncekiler gibi Allah’ın helâk yasasının mahkumu olacaksınız! Gelin akıllarınızı başlarınıza alın!” diyerek çırpındı, çabaladı ama olmadı. Toplum kendi hayırları, kendi menfaatleri istikâmetinde bir karar vermek yerine, tıpkı kendilerinden öncekilerin yaptıkları gibi Allah ve elçisiyle savaşımlarını hızlandırdılar. Allah ve elçisine karşı düşmanlıklarını daha da artırdılar. Allah’ın emriyle peygamber onlara bir bulutla helâk olacaklarını haber verdi. “Bir bulutla Rabbim sizin defterinizi dürecek” buyurdu. Nihayet süre dolunca da karşıdan tehdit edildikleri bulut göründü, yavaş yavaş yaklaştı. Hâlâ akıllarını başlarına almayan toplum, uzaktan bulutun geldiğini görünce şöyle demeye başladı: “Hayır hayır! Bu bulut bizim için vaadedilen azabı getiren bulut olamaz! Bu bulut olsa olsa bize yağmur getiren bir buluttur! O başka değil, bize rahmet getiriyor! Bereket getiriyor.” Bu sözleri söyleyerek peygamberle dalga geçmişler. Ama bekledikleri şeyi getirmedi o bulut. Onları yerin dibine batırıcı şeyler getirdi.