54,55. “Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?” deyince, Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma” demişlerdi.” Bu yaşımda mı bana bu müjdeyi veriyorsunuz? Bu halimle benim nasıl bir çocuğum olabilir? Yâni olacak şey mi dir bu? Neye dayanarak bir çocuk müjdeliyorsunuz bize? dedi. Gerçekten ikisinin de yaşları belliydi. 90,100 yaşını aşmışlardı. Her ikisinden de dünya hesabına göre bir çocuğunun olması mümkün değildi. O ana kadar Rabbimizin yeryüzünde uyguladığı yasası böyleydi. Ama Adem’i topraktan yaratan, Havva’yı da Ondan yaratan Allah elbette Sâre’den de bir çocuk dünyaya getirmeye muktedirdi. Allah’ın gücünün yetmeyeceği ne var ki? Fakat İbrahim (a.s) in bu sorusunu ve hayretini de yadırgamamak gerekir. O diyordu ki yâni bu iş nasıl olacak? Ben yüz yaşında, karım da kısır. Evet İbrahim (a.s)böylece hayretini dile getirince melekler buyurdular ki Seni gerçekten müjdeliyoruz. Sana hak olarak müjde veriyoruz. O çocuğun dünyaya gelmesi haktır ve sen sakın bu konuda umutsuzlardan olma. Çünkü onu senden ve karından dünyaya getirecek olan başkası değil Allah’tır. Dilediği zaman var eden, dilediği zaman yok eden O’dur. Bu âlemde insanlar ancak O’nun izniyle bir hayat yaşamaktadırlar. Göklerin ve yerin egemeni O’dur. Göklerin ve yerin sahibi O’dur. Güç O’na aittir, yetki O’na aittir. Dilediğine oğullar kızlar verir, dilediklerini de çocuksuz bırakır. O Alîmdir, O Kadîrdir.