63,65. “Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiç biriniz arkaya bakmasın; emrolundu-ğunuz yere doğru yürüyün” dediler.” Biz sana senin toplumun şüphe edip durdukları azabı getirdik. Kavminin Allah konusunda, Allah’ın dini konusunda, Allah’ın hayata karışması konusunda, Allah’ın kendilerine hayat programı göndermesi konusunda tereddüt içinde oldukları bir azabı getirdik. Senin kavmin Allah’ın hayat örneği, kulluk örneği olan peygamber göndermesi konusunda şüpheye düştüler. Onlar tüm bu konularda şüpheye düştükleri için biz geldik. Şüphe edip durdukları azabı getirdik biz onlara. Senin kavminin bu azaptan şüpheleri vardı. Bu yüzden seninle ve Rabbinle alay ediyorlardı. İşte bu tavırlarının karşılığı olan azabı getirdik. Ve biz sana hakla geldik, hakkı getirdik. İbrahim (a.s)’a hak bir müjde getirmişlerdi. Lût (a.s)’a da hak bir azap müjdesi geliyordu. Hani önceki âyetlerde ne buyurmuştu Rabbimiz? Ey peygamberim, kullarıma Beni haber ver ki Ben onlardan Bana Benim istediğim gibi kulluk yapanlara son derece Gafûr ve Rahîmim, merhametliyim. İşte şimdi de onlardan, o iman edenlerden Lût (a.s) ve kızlarına rahmet ve kurtuluş müjdesi geliyordu. Biz doğrularız. Biz Allah’ın hükmünü, Allah’ın kararını bildirmişsek o mutlaka gerçekleşecektir. Evet korku içinde ne yapacağını bilmez bir vaziyette kıvranan Allah’ın elçisi Lût (a.s)’a melekler dediler ki, ey Lût korkmana gerek yok, biz Allah’ın elçileriyiz ve bu ahlâksızlar asla sana ulaşamazlar, sana ilişemezler, biz bu ahlâksızların defterlerini dürmeye geldik. Sen ey Lût, gecenin bir parçasında ehlinle birlikte yola çık. Ehlini al ve şehri terk et. Sen ehlinin arkasından git ki onlardan hiç birisi geride kalmasın. Sizden hiçbiriniz geriye bakmasın. Hiçbiriniz geriye iltifat etmesin. Başka sûrelerin beyanıyla karın hariç diyorlar. Karın hariç hiç kimse geride kalmasın. Hiçbirinizin o pis hayatta gözünüz olmasın. Geceleyin bu toplumu terk et. Ama o kavme isâbet eden azap karısına da isâbet edecekti, çünkü o müslüman değildi. Müslüman olmadığı için o da o rezil ve rüsva azabın mahkumu olacaktı. Onların randevu zamanı, vaadleşme vakti sabah vaktidir. Onların yaşama süreleri gün doğana kadardır. Allah’ın elçileri böyle diyorlar. Lût (a.s) ehliyle beraber, zaten ehlinden kendisine iman eden sadece iki kızıydı. İki kızından başka hiç kimse iman etmemişti. İki kızıyla birlikte gece yarısı şehri terk edecekler, Lût (a.s) onların arkasından gidecek, kimse geriye dönüp bakmayacak. Evet işte meleklerin haberi böyleydi. Ve biraz sonra cinsel ahlâksızlığı doruklaştıran, Allah’a ve peygambere isyanı doruk noktaya çıkaran bir kavim biraz sonra helâk olacak. Şu anda gece vakti. Lût (a.s) gecenin yarısından sonra kızlarını alıp yola çıkacak, yanında hanımı da olacak ama, o iman etmediği için, sapıkların küfrünü tercih ettiği için kavimle birlikte helâk olacak. Kurtulanlar sadece Lût (a.s) ve iki kızcağızı olacak ve bir sabah vakti bir kavmin kökü kesilecek. Aman ya Rabbi, geceleyin eğlenceler, akla hayale gelmedik çılgınlıklar, akla hayale gelmedik şımarıklıklar, azgınlılklar. Tüm oyun ve eğlence merkezleri ağzına kadar dolu. İnsanlar Rablerini unutmuşlar, Rablerinin kendilerine kurtarıcı olarak gönderdiği elçisini, o elçinin uyarılarını unutmuşlar, başlarına geleceklerden habersiz çılgınca eğleniyorlar. Halbuki biraz sonra bu tavırlarından ötürü helâk edilecekler. Bir daha geri dönmemek üzere toprağın altına girecekler. Ne garip bir durum değil mi? İnsanlar kendi kurtuluşlarını değil de helâklerini seçiyorlar, helâklerine sa’y ediyorlar. Şu anda tüm dünya şehirlerinin içine gömüldükleri eğlence-leri, şımarıklıkları düşünüyorum. Şu Allah’tan, Allah’ın azabından habersiz rezil ülke insanlarını düşünüyorum. Yaşadıkları küfür ve şirk içindeki hayatlarıyla helâklerine dâvetiye çıkaran dünya insanlığını düşünüyorum. Hiçbir şeyden haberleri yokken, gece gündüz çılgınca eğlencelerin içindeyken kendilerine korkunç bir azabın gelmesinden korkuyorum. O toplum da böyle bir gafleti yaşıyordu işte.