18. “Doğrusu Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah yaptıklarınızı görendir.” Doğrusu göklerin ve yerin gaybını bilen Allah’tır. Rabbimiz bizi en güzel bir hayat tarzıyla, en güzel ahlâkî kurallarla karşı karşıya getirdi. Müslümanların kardeş olduklarını, kardeşler olarak hiçbir Müs-lümanın diğer Müslümanları küçük görmemesi gerektiğini, hiçbir Müs-lümanın kardeşini alaya alamayacağını, hiçbir Müslümanın kardeşinin gıybetini yapamayacağını, kötü zandan sakınacağını söyledi. İnsanların arasındaki üstünlük ölçüsünün ancak takvayla olduğunu haber verdi. Kavimlerin, kabilelerin, ırkların, milletlerin, şehirlerin, renklerin, dillerin, fakirlerin, zenginlerin, beyazların, siyahların birbirlerinden üstün olamayacaklarını, insanların doğdukları babaları ve analarıyla de-ğerlendirilemeyecekleri ortaya konuldu. Üstünlüğün ancak Allah’a kul-lukta, Allah için bir hayat yaşamakta olduğunu bildirdi. Müslümanlar arasında bir savaş olursa Müslümanların onlara müdahale edip sulh ve sükûneti sağlamaları gerektiği anlatıldı. Hiçbir konuda Allah ve Resûlü’nün önüne geçmememiz gerektiği vurgulandı. İman bize sevdirildikten sonra Allah ve Resûlü’nü daima kendimize tercih etmemiz gerektiği, Allah ve Resûlü’nün arzularını kendi arzularımızın önünde tutmamız gereği öğütlendi. Allah ve Resûlü’nün karşısında sesimizi kısmamız gerektiği, Allah ve Resûlü’nün hükümleri karşısında kendi fikirlerimizden vazgeçmemiz gerektiği anlatıldı. Allah’ın kitabının ve Resûlü’nün sünnetinin karşısında bir teslimiyet tavrı sergilememiz gerektiğini öğrendik. Dinimizi, Müslümanlığımızı, kulluğumuzu Allah’a karşı bir baş kakıncı, bir övünme vesilesi yapmamamız gerektiğini öğrendik. Öyleyse gelin Allah ve Resûlü’nü dinleyelim. Gelin tercihimiz Allah ve Resûlü’nden yana olsun. Gelin hayatımızı bu güzel kurallarla yaşayalım. Gelin kendi değer yargılarımızın tümünü bir kenara bırakıp Allah ve Resûlünün değer yargılarıyla bir dünya yaşayalım. Dünyamız da güzel olsun, âhiretimiz de güzel olsun. Dünyada mutlu bir hayat yaşayalım, âhirette de cennetler bizim olsun. Ve âhiru da’vana enil-hamdü lillahi Rabbil’âlemîn.