Hucurât Suresine Dön

Hucurâtالحجرات

4. Ayet

4Hucurât Suresi

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُنَادُونَكَ مِنْ وَرَٓاءِ الْحُجُرَاتِ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

Şüphesiz ki odaların gerisinden sana seslenenlerin birçoğu akletmezler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

4. “Ey Muhammed! Sana odaların ötesinden seslenenlerin çoğu akl etmeyen kimselerdir.” “Ey peygamberim, şu sana hücrelerin arkasından, odaların arkasından seslenenler, bağıranlar, çağıranlar var ya onların çoğu aklı ermeyen, akıllarını kullanmayan kimselerdir.” Buradaki hücrelerden kasıt her biri Rasûlullah Efendimizin hanımlarına ait olan Rasû-lullah’ın odalarıdır. Ben-i Temîm kabilesinden bir kısım bedevi insanlar gelmiş ve Rasûlullah’ın odalarının yanında: “Ey peygamber! Ey Muhammed! Çık dışarıya, seninle konuşmak istiyoruz!” diye bağırıp çağırmaya başlamışlardı. Rasûlullah’ın rahle-i tedrisinde yetişmiş, Rabbimizin uyarılarıyla olgunlaşmış olan sahâbe-i kirâm efendilerimiz bu konuda çok hassas davranıyorlardı. Ümmetin derdiyle uğraşan Rasûlullah Efendimizin zaman zaman çok yorulduğunu, onun da dinlenmeye, istirahata ihtiyacı olduğunu, onun da bir insan olarak evine, hanımlarına zaman ayırması gerektiğini biliyorlar ve onu rahatsız etmemeye, izin almadan yanına girmemeye çalışıyorlardı. Ama bu gelenler taşradan geliyorlardı. Yol yordam, âdâb erkan bilmiyorlardı. Halbuki bu işin bir kuralı, kaidesi vardı. Yani bir Müslüman bir Müslüman kardeşini ziyaret etmek istediği zaman gidecek, kapısını çalacak, selâm verecek, içerden kim o denilince kendisini tanıtacak, buyurun denilirse içeri girecek, değilse çekip gidecek. Ama işte bu adamlar çölden geliyorlar, yeni Müslüman olmuşlar ve bu âdâbları bilmiyorlar. Henüz Kur’an’ın bu âyetlerinin eğitiminden geçmemişler. Yavaş yavaş Allah ve Resûlü terbiyesiyle öğrenecekler. Yani iman etmiş bu insanlar, o kadar şerefli insanlar ki, Rabbimiz on-lar hakkında âyet indiriyor ve zaman zaman peygamberini de uyarıyor. Sahâbe olmak şereflerin en büyüğüdür. Belki de bu şerefe ulaşmak için geliyorlar Rasûlullah’ın yanına. Çokça onun yanında, onun huzurunda bulunmak istiyorlar. Rasûlullah Efendimizin zaman zaman rahatsız olduğu, ama edebinden, hayâsından ve onlara olan düşkünlüğünden ötürü hiçbir şey diyemediği anlatılır kitabımızın başka yerlerinde. Bakın Rabbimiz buyuruyor ki: