100. “Ey Muhammed! Bu sana anlattıklarımız, kasabaların başından geçenlerdir. Onların bir kısmı hâlâ duruyor, bir kısmı ise silinip gitmiştir.” İşte ey peygamberim bu haberler, bu gaybî bilgiler, bu başka hiçbir kaynaktan öğrenme imkânına sahip olmadığın kasabaların, şehirlerin haberleridir. Bin yıllar önce yaşamış Nuh kavminin, Âd kav-minin, Semûd’un haberleri. İşte biz bunları sana anlatıyoruz. Biz bunları sana kıssa ediyoruz ki onlardan kimilerinin izleri, kalıntıları hâlâ duruyor, kimilerinin emareleri de silinip gitmiş. Hepsi sana haber verdiğimiz bir helâk yasasıyla yok olup gitmişler. Hani nerede onlar şimdi? O uzun ömürlerine güvenerek peygamberlerine kafa tutan Nuh kavmi nerede? Yeryüzünün en süper gücüne sahip olan, 30,40 metre boyundaki tuttuğunu deviren o büyük teknolojinin sahibi Âd kavmi nerede? Dünyayı kıbleleştiren, yeryüzüne kazık çakma sevdasına kapılan, yeryüzünde Allah’a, Allah’ın âyetlerine, Allah’ın elçilerine ha-yat hakkı tanımayan o Semûd nerede? İşte hepsi yok olup gitmişler. Şehirlerinde, saraylarında, köşklerinde baykuşlar ötüyor şimdi. Cinsel ahlâksızlığı peygamberin misafirleri meleklere saldıracak boyuta ulaştıran Lût kavmi şu anda Lût gölünün altında yatıyor. Hani onlardan bir hareket, bir ses bile duyul-muyor. O rablik ve ilâhlık iddiasında bulunan Firavun Kızıl denizin altında yatıyor. Hangi hatıra kalmış kendisinden? Ama şunu kesinlikle bilesiniz ki: