101. “Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin buyruğu gelince, Allah'ı bırakıp taptıkları tanrılar kendilerine bir fayda vermedi, kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.” Biz onlara zulmetmedik. Onlar kendi kendilerine zulmettiler. Kendi kendilerini harcadılar onlar. Onlar kendilerini Rablerine kulluk ortamından çıkararak kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde, Firavunlar istikâmetinde bir hayat yaşayarak kendilerini bozuk para gibi harcadılar. Allah asla zâlim değildir. Zâlim olanlar kendileridir. Zulmeden de kendileri, zulmettikleri de kendileridir. Bu insanlar kendilerinin hem zâlimi hem de mazlumudurlar. Her bir dönem uyarıcılar göndererek onları azapla, cehennemle, cennetle uyarmıştır Rabbimiz. Ama onlar ateşi tercih etmişler, cehennemi tercih etmişler Rabbimiz de onların hür iradeleriyle yaptıkları bu tercihlerini onaylamıştır. Bu âyetlerde gördüğümüz helâkler Allah’ın keyfi hareketi değildir. Onlar nefislerine zulmettikleri için helâk edildiler. Onlar bu dünyada helâki yudumlarlarken Allah berisinde dua ettikleri, sözünü dinleyip arzularına tâbi oldukları ilâhlarının da kendilerine bir faydası olmadı. Allah’ın emri geldikten sonra Allah berisinde tapındıkları ilâhları onlara hiçbir şey sağlayamadı. Öyleyse ey insanlar, nereye gidiyorsunuz? Hangi tarafı tercih ediyorsunuz? Batanların yolunu mu? Kurtulanların yolunu mu? Nuh kavminin batanları gibi mi yaşıyoruz? Yoksa Nuh (a.s) ve beraberindeki Müslümanlar gibi mi? Âd kavmi gibi dünyayı kıble mi ediniyoruz? Dünyada hiç ölmeyecekmiş gibi plan program mı yapıyoruz? Semûd kavmi gibi hayırlıyı hayırsız, hayırsızı hayırlı mı görüyoruz? Allah’ın âyetlerine onlar gibi ilgisiz veya düşmanca bir tavır mı sergiliyoruz? Yoksa Sâlih (a.s)ve beraberindeki Müslümanlar gibi mi davranıyoruz? Lût kavmi gibi ahlâksız bir hayatın adamı mıyız? Yoksa Lût (a.s) ve beraberindeki Müslümanlar gibi iffet ve haya sahibi miyiz? Medyen-liler gibi ekonomik bozukluğu Allah’a ve peygambere kafa tutacak boyutta doruklaştıranlardan mıyız? Yoksa Sâlih (a.s) gibi mi? Haya-tımız helâk olanlara mı benziyor yoksa kurtulanlara mı? Yolumuz Firavun yoluna, tavrımız Firavun tavrına mı benziyor? Yoksa Mûsâ (as)’ın yoluna mı? Durumumuzu, konumumuzu iyi belirlemek için bu âyetlerle bilgilenmemiz ne kadar? Bunu çok iyi düşünmek zorundayız. Değilse siz bilirsiniz: