15. “Dünya hayatını ve güzelliklerini isteyenlere, orada işlediklerinin karşılığını tastamam, veririz; onlar orada bir eksikliğe de uğratılmazlar.” Kim dünya hayatını ve onun süsünü, ziynetini isterse. Dünya hayatının malını, mülkünü, saltanatını, şöhretini, altınını, gümüşünü, Markını, Dolarını isterse orada onların sa’y lerinin, çabalarının karşılığını tamı tamına onlara veririz ve onlar orada asla bir zarara uğratılmazlar, eksiltilmezler. Planlarının, programlarının, hedeflerinin, düşüncelerinin, eylemlerinin karşılığını tastamam onlara öderiz. Yâni bir adam dünyaya ne kadar değer verirse, dünyayı ne kadar kıble edinir, ne kadar hedefler, kalbini, kafasını ne kadar yorarsa, dünyayı kazanmak için ne kadar çalışır, çabalarsa, ne kadarına ulaşmayı dert edinirse Rabbimiz ona o dünyadan o kadarını veririz diyor. Hani diyorlar ya adamlar: Efendim büyük düşünmek lâzım. Büyük hedefler çizmek lâzım. Hedefimize ulaştık. Düşündüğümüz noktaya geldik. Siyasal, ekonomik planlarımızı gerçekleştirdik. İşte böyle dünya hayatı hesabı içine girenlere girdikleri hesap ve hesaba ulaşmak için gerçekleştirdikleri eylem kadar Allah onlara veririm di-yor. Tabii şu anda çok zenginlerin nasıl zengin olduklarını da anlıyo-ruz buradan. Adamlar kafaya onu takmışlar, onu hedeflemişler, onun hesabını yapmışlar, Allah da vermiş. Sonunda büyük makamlara, mevkilere, müesseselere, fabrikalara, mallara, mülklere, herkesin im-rendiği şeylere ulaşıyor adamlar. Fakat: