Hûd Suresine Dön

Hûdهود

20. Ayet

20Hûd Suresi

اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا مُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَۢ يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُۜ مَا كَانُوا يَسْتَط۪يعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُوا يُبْصِرُونَ

Bunlar, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir. Allah’ın dışında (onlara yardım edecek) hiçbir dostları da yoktur. Onlara azap kat kat arttırılır. (Çünkü) bunlar, (dünyadayken, hakkı) işitmeye katlanamaz ve (hakkı) görmezlerdi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

20. “Bunlar yeryüzünde Allah'ı âciz bırakamazlar. Allah'tan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azap onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.” Onlar, o Allah’a yalan iftirada bulunanlar, Allah’ın dinini bo-zanlar, insanların karşısına bozuk dinler çıkararak insanları Allah yo-lundan uzaklaştırmaya, insanları irtitada sevk edenler, dünya karşılığında dinlerini satanlar, Allah’ın dinini, Allah’ın ayetlerini tahrif edenler, daha önce Mûsâ (a.s) nın dinini, kitabını bozup Yahudiliği ihdas edenler, Îsâ (a.s) nın dinini ve kitabını bozup Hıristiyanlığı ortaya atanlar, daha sonraları da Muhammed (a.s) in dinini kendi hevâ ve he-vesleriyle yorumlayıp yepyeni bir din ortaya çıkararak Allah’a, Allah’ın kitabına, Allah’ın Resûlüne iftira edenler var ya, Şeytanlar desteğinde Allah’la verdikleri savaşta galip geleceklerini zannedenler var ya: Onlar asla yeryüzünde Allah’ı âciz bırakamayacaklardır. Alçaklar ekonomik, siyasal ve askeri güçlerine güvenerek, mallarına, mülklerine, devletlerine, saltanatlarına, kavimlerine, kabi-lelerine güvenerek yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacaklarını, Allah’ı yeryüzünde silebileceklerini, Allah’ın âyetlerini, Allah’ın sistemini yok edeceklerini zannediyorlar. Kendilerini bir şey zannederek Allah’a kafa tutmaya kalkışıyorlar. Allah’ın âyetlerini örtbas etmeye çalışıyorlar. Allah’ın âyetlerini gündemden düşürüp hem kendi gözlerinden gönüllerinden, hem de insanların dikkatlerinden kaçırmak için çalışıyorlar. Allah’ın gücünü, kudretini, egemenliğini yok etmeye çalışıyorlar. Yeryüzünde Allah’a hayat hakkı tanımamaya, kendi yasalarının uygulanması adına Allah yasalarını ilga etmeye çalışarak Allah’la savaşa tutuşuyorlar. Rabbimiz buyuruyor ki onlar asla Beni âciz bırakamayacaklar. Onların Allah berisinde yardımcıları, dostları da olmayacak. Gerçekten Allah’ın dostluğunu, Allah’ın velâyetini bir kenara bırakıp dünya üzerindeki şeytan taraftarlarını kendilerine velî bilip, dost kabul edip egemen güç bunlardadır diyerek onların yörüngelerine giren zâlimler, Allah’ın dinini bozarak bu zâlim güçlerin gözlerine girmeye çalışan zâlimler, müfteriler Allah’tan başka hiçbir veli, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır kendilerine. Tüm dünya birleşse Allah’la tutuştukları bu savaşın sonunda mutlaka mağlup olacaklardır. Ve artık görmeye de işitmeye de güç yetiremeyecekler. Allah onların bu kullanmadıkları, kullanmak istemedikleri fıtrî özelliklerini de geri alacaktır. İşte görmüyorlar, işitmiyorlar. Güya bir kitabımız var diyorlar, biz de kitap ehliyiz diyorlar, ama bakıyoruz ki Allah’ın kitabı Allah’ın dostlarını dost bilin, düşmanlarını düşman bilin dediği halde, Allah’ın kitabı Allah’ın dostlarını ve düşmanlarını açık ve net bir biçimde ortaya koyduğu halde kâfirlerle, müşriklerle dostluk kurmaya çalışıyorlar. Velî Allah iken, Allah’tan başkalarına velâyetlerini teslim ediyorlar. Geçici dünya menfaatleri sebebiyle Allah’tan başkalarına kulluk eden insanların gözleri de görmemektedir, kulakları da duymamaktadır. Kör ve sağırlar olarak şaşkın şaşkın dolaşmaktadırlar. Evet işte Allah’ı bırakarak Allah düşmanlarına bel bağlayanların âkıbeti budur. Allah’a inandığını iddia ettiği halde Allah’la çatışma içine girme pahasına bir takım güçlülere sığınanların sonu: