30. “ Ey milletim! Onları kovarsam, Allah'a karşı beni kim savunur? Düşünmez misiniz?” Ey kavmim, size göre düşük olan ama Allah’a göre en yüksek izzet ve şerefe sahip olan bu Müslümanları sizin hatırınıza yanımdan kovduğum zaman, sizi onlara tercih ettiğim zaman Rabbimden gelecek bir azaba karşı beni kim savunabilir? Allah’a karşı, Allah’ın gazabına karşı beni kim kurtarabilir? Aklınız yok mu sizin? Hiç düşünmez misiniz? Allah’ın istemediği bir şeyi nasıl yapabilirim ben? Bir düşünsenize. Benim geliş sebebim zaten bu değil midir? Rabbim beni insanlar arasındaki sınıf farklılıklarını kaldırmak için göndermemiş midir? Güçlülerin güçsüzleri ezmesini engellemek için gelmedim mi ben? Nasıl isteyebilirsiniz bunu benden? Onları Allah muhafazası altına almış. Kul olarak, insan olarak onları Allah yaratmış. Benimle beraber onları Rabbim kardeş ilân et-miş. Haydi gücünüz yetiyorsa o beğenmediğiniz insanlardan bir tanesini yaratın. Bırakın onlardan birisini yaratmayı, haydi saçlarının bir telini yaratın. Tırnağını yaratın. Nasıl oluyor da Allah’ın yarattığı insanı hor görebiliyorsunuz? Nereden alıyorsunuz bu yetkiyi? Sizin gönlünüzü hoş edeyim diye ben onları asla kovamam diyordu Allah’ın elçisi. Kâfirler hiç değişmiyorlar değil mi? Mekke’de Rasulullah e-fendimizden de aynı şeyleri istiyorlardı. Ey Muhammed, şu garibanları yanından kov ki bizler de senin yanına girebilelim. Bizler onlarla birlikte asla oturmayız. Onları yanından kov, ya da bizi başka bir yerde, başka bir ortamda kabul et diyorlardı. Halbuki Allah’ın elçileri bu yetimlerin, bu garibanların hayatlarını korumak için gelmiştir. Öyleyse gelin kâfirlerin anlayışlarını bir kenara bırakalım da Allah elçilerinin dâvetlerine kulak verelim. Gelin içimizdeki tüm sınıf farklılıklarını reddedelim, hepimizin Allah önünde eşit olduğumuz bir anlayışı gerçekleştirelim. İnsanları ekonomik güçlerine göre, siyasal güçlerine göre değerlendirmeyelim, Allah’ın değer yargılarına sahip çıkan bir toplum oluşturalım. Böylece dünyamız da güzel olsun, âhi-retimiz de güzel olsun. Evet Nuh (a.s) un dâveti devam ediyor: