33,34. “Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O'nu âciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbi-nizdir, O'na döndürüleceksiniz” dedi.” Muhakkak ki onu size getirecek olan Allah’tır. O azabı size Allah getirir. Eğer dilerse Rabbim onu size getirir, o zaman da asla O’nu âciz bırakamazsınız. Rabbim o azabı getirdiği zaman sizin işiniz de bitmiştir. Ve doğrusu bir nasihatçi olarak, sizler için iyilikten başka bir şey düşünmeyen bir elçi olarak benim size yaptığım nasihatlerim hiçbir fayda vermiyor. Bana düşmanlığınıza rağmen sizin hakkınızda iyilik düşünüyorum, ama Allah da sizin azmanızı istiyor. Sizin bu azgınlaşmanız karşısında benim nasihatlerim hiçbir değer ifade etmi-yor. Evet toplum azdıkça azıyor. Güçlerine, kuvvetlerine güvenerek karşılarındaki güçsüz, kuvvetsiz gördükleri Allah’ın elçisi karşısında azgınlıkları, şımarıklıkları arttıkça artıyor. Dile kolay. 950 yıllık bir kavga sanki yavaş yavaş sona doğru yaklaşıyor. 950 yıl Nuh (a.s) bıkmadan, usanmadan, büyük bir sabır abidesi olarak nasihatini, dâvetini sürdürürken, karşısındakiler de aynı tavırlarını artırarak sürdürürler. Ve artık küfürde, şirkte ısrarları, Allah elçisi karşısındaki dirençleri iyice belirginleşmeye başlayınca, Müslümanlığa yanaşmamaları kesinlikle açığa çıkınca Allah’ın azabının ucu da görünmeye başlıyor. Burada bir ara cümle geliyor. Bakın Rabbimiz buyuruyor ki: