Hûd Suresine Dön

Hûdهود

37. Ayet

37Hûd Suresi

وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَاطِبْن۪ي فِي الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ

“Gözetimimiz altında ve vahyimizin (rehberliğinde) gemiyi yap. Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar (hakkında hüküm kesindir,) boğulacaklardır.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

36,37. “Nuh'a, “Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapa geldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır" diye Allah tarafında vahy olundu.” Ey Nuh, şu ana kadar toplumundan iman etmiş olanların dışında artık hiçbir kimse iman etmeyecek. Şu ana kadar inananlar inanmış, artık bundan sonra kimse Müslüman olmayacak. Artık bundan sonra o kâfirlerin yaptıklarına üzülme. Artık bundan sonra onlar Müslüman olacaklar diye de bir beklentin, bir ümidin olmasın. Bu iş bitmiştir. Ne müthiş bir şey değil mi? 950 yıllık dayanılmaz bir dâvet, dayanılmaz acılar, ıstıraplar, alaylar, hakaretler. Bütün bunların sonunda iman edenlerin sayısı 10,15,20 en çok rakamla 40 ya da 80 kişi. Hepsi bu. Ve artık dâvet bitmiş, çırpınış bitmiş, hüküm verilecekti. “Nuh dedi ki: “Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkârcı bırakma. Doğrusu sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve çok inkârcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler.” (Nuh 26,27) Evet akıl almaz bir sabırla, Allah’tan aldığı emri savsaklamadan, işi oluruna bırakmadan, sabır sembolü olarak görevini sürdüren, 950 yıl her türlü fırsatı değerlendirerek çevresindekileri uyarmaya çalışan, bıkmadan, usanmadan bu işi sürdüren Hz. Nuh bakın en sonunda bunları söylüyordu. İşi Allah’a havale ediyordu. Ya Rabbi yeryüzünde bir tek kâfir bırakma. Yeryüzündeki tüm kâfirlerin kökünü kes! Çünkü eğer yeryüzünde onlardan bir tek fert, bir tek aile bırakırsan onlar kâfirden başkasını doğurmazlar. Doğurduklarını kâfir yetiştirirler. Kâfirler, kâfir doğururlar. Kâfirlerin eğitimi insanların kâfirleşmesini sağlar. Kâfirlerin egemen olduğu yerde ancak kâfir yetişir. Bunlara fırsat verirsen yeryüzünde kâfir yetiştirirler ya Rabbi. Binaenaleyh yeryüzündeki tüm kâfirleri yok et, diyordu. Ama tâbi o ana kadar, Rabbinden onların iman etmeyeceklerine dair bilgiyi alana kadar, dâvetini sabırla sürdürdü. Öyleyse bizler de böyle yapalım. Şu anda Allah bize bunu demediğine göre, karşımızdaki insanların adam olmayacakları bilgisi bize ulaşmadığına göre bizler asla yılgınlık göstermeden, bu insanların helâkini istemeden anlatmaya devam etmek zorundayız. Evet işte bu noktadan sonra Rabbimiz buyurdu ki: Bizim gözetimimiz ve vahyimiz altında bir gemi yap. Yeryüzünde ilk gemi yapımı da Allah’tandı. Allah emriyle, Allah vahyiyle, Allah gözetimi altında yapılacaktı gemi. Gemi yapımı konusunda bil-gilendirme de Allah’tandı. Evet artık vakit gelmişti. Bir gemi yapılacak Allah’ın emri ve yol gösterisiyle, iman edenler o gemide kurtarılacak ve geri kalanlar da boğulacaklardı. Ve tarihte yeryüzünde ilk helâk hükmü böylece gerçekleşmiş olacaktı. Mü’minlerle kâfirler arasında ilk ayrışma böylece gerçekleşmiş olacaktı. Allah’ın elçisi Rabbinden aldığı bu emirle hemen gemi yapımına başlıyor.