Hûd Suresine Dön

Hûdهود

50. Ayet

50Hûd Suresi

وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُودًاۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُفْتَرُونَ

Âd (Kavmi’ne de) kardeşleri Hûd’u (gönderdik). Demişti ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet/kulluk edin. Sizin O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilahınız yoktur. Siz yalnızca iftiracılarsınız.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

50. “Âd milletine kardeşleri Hud’u gönderdik. Şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka ilâhınız yoktur; yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz.” Evet Nuh (a.s) un kavmiyle kavgasından sonra şimdi de Hud as’ın toplumuyla kavgasına şahit oluyoruz. Bir gayb bilgisine, bir gayb haberine de Rabbimizin anlatımıyla muttali oluyoruz. Yeryüzünün en süper gücüne sahip olan, Fecr sûresinin beyanıyla: “Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.” (Fecr 8) 30,40 metre uzunluğunda dev gibi adamlardı. Bu toplum İbni İshak’ın rivâyetine göre Umman’dan Yemen’e kadar uzanan geniş bir bölgede, Ahkâf denen bölgede yaşıyordu. Yemen, Yemame, Cidde, Hadramut arasında yaşamış bir kavimdir. Bu bölgede meskun olan Âd toplumu tüm civar ülkelere de hakim bir durumdaydı. Hâlâ şu anda bile Hadramut taraflarında bunların evlerinin barklarının kalıntılarına rastlanmaktadır. Kur’an’ın bize anlattığına göre Arapların yakından tanıdıkları, bildikleri, şiirlerine konu ettikleri bir toplum. Görkemli şehirleri, üstün teknolojileri, pazıları, güçleri kuvvetleri, medeniyetleriyle hayatlarında Allah’ı diskalifiye etmiş, Allah’ın insan hayatını düzenlemek üzere gönderdiği hayat programını terk etmiş, keyiflerince bir hayat yaşayarak Allah’a karşı bir savaş ilân etme cüretini göstermiş bir kavim. Kendilerine Hud (a.s) elçi olarak gönderildi. Kendilerini yer-yüzünün en süper gücü olarak gören bu topluma Hud (a.s) Allah’ın dâvetini ulaştırdı, onları Allah’ın âyetleriyle uyardı. Onları sadece Allah’a kulluğa, sadece Allah’ı dinlemeye çağırdı. Bir gün gelip kendilerine verilen bu güç ve kuvvetlerinin biteceğini, kıyâmetin kopacağını, hayatlarının ve saltanatlarının yok olacağını hatırlattı. Allah’ın desteğiyle Allah’ın kendisinden istediği Müslümanca bir dâveti uzunca bir süre devam ettirdi. Anlattı, uyardı, didindi, çabaladı ama kavmin içinde çok az bir Müslüman grup hariç toplum Onun dâvetine hüsnükabul göstermedi. Âd toplumuna da kardeşleri Hud (a.s)’ı gönderdik, görevlendirdik. Kendi içlerinden, kendi nefislerinden, kendi akrabalarından, kendi topraklarından bir elçi olarak görevlendirdik. Nuh kavminden sonra yeryüzünde Allah’ın kendilerine egemenlik verdiği Âd kavmine kardeşleri Hud (a.s) gönderiliyordu. Bakın Hud (a.s) diyor ki: Ey kavmim! Ey benden olanlar! Ey benden bir parça olanlar! Ey anam! Ey babam! Allah’a kul olun! Sadece Rabbinize kul olun! Sadece O’nu dinleyin! Sadece O’nun istediği hayatı yaşayın! Ben si-zin için Allah’tan başka bir İlâh, Allah’tan başka bir Rab tanımıyorum. Allah’tan başka sizin için sözünü dinleyeceğiniz, çektiği yere gideceğiniz, yasalarını uygulayıp kendisini hoşnut edeceğiniz bir ilâh ve rab bilmiyorum. Gelin sadece O’nu dinleyin. Sadece O’nun istediği gibi yaşayın. Sadece O’na kulluk edin. Tek Rab, tek İlâh olan Allah’ı bırakıp başkalarına kulluk ederek, başkalarının istediği hayatı yaşayarak, başkalarının yasalarını uygulayarak sizler şu anda Allah’a iftira ediyorsunuz. Bu halinizle müfteri durumundasınız. Gelin vazgeçin bu yaşantılarınızdan da sadece Allah’a kulluğa yönelin.