67. “Haksızlık yapanları bir çığlık tuttu, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler” Mü’minleri çekip kurtarırken zâlimleri bir sayhayla, bir çığlıkla yakalayıverdi de yurtlarında diz çöküp kaldılar. Güvendikleri evleri, villaları, saltanatları, medeniyetleri bir anda çöküverdi. Güçleri, kuvvetleri, teknolojileri bir sayha ile bir anda çöküverdi. Bir sa’ika, bir yıldırım, bir titreşim, ya da geberin diye bir ses geliverdi de ne evleri, ne köşkleri, ne medeniyetleri, ne güçleri kuvvetleri kendilerini helâkten kurtaramadı. O ölümsüz diye övünüp güvendikleri dağ evlerinin içinde dizlerinin üzerine çöküverdiler. Keşke alçaklar daha önce diz çökselerdi. Keşke daha önceden secdeye kapansalardı. Keşke daha önceden Rablerinin emirlerine boyun büküp O’nun istediği hayatı yaşamaya yönelselerdi. Onlar böyle tav’an diz çökmeye yanaşmayınca Rabbimiz zorla diz çöktürüverdi onları. Kamer sûresinin beyanıyla hayvanların yemeyip de ahırlarda bıraktıkları kesmik kırıntılarına döndüler. Gerçekten büyük saray ve köşk sevdalısı bir toplumun, ölümsüzlüğü arayan, dünyayı kıbleleştirmiş bir toplumun sonu. Tabii mesaj tüm dünya insanlığınaydı. Ey insanlar, eğer sizler de bunlar gibi dünya sevdalısı olursanız, dünyayı cennetleştirme cinnetine kapılır, cenneti dünyaya taşıma çılgınlığına kapılır, Rabbinizle kavganın içine girerseniz, yüzlerce insanın hakkını sadece bir insana vermeye kalkışırsanız, insanlara zulmederseniz, insanları sömürürseniz kesinlikle bilesiniz ki aynı acı son sizi de beklemektedir.