Hûd Suresine Dön

Hûdهود

6. Ayet

6Hûd Suresi

وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَاۜ كُلٌّ ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ

Yeryüzünde kıpırdayan hiçbir canlı yoktur ki mutlaka onun rızkı Allah’a aittir. O, (canlıların) karar kıldıkları yeri de geçici olarak bulundukları yeri de bilir. Hepsi apaçık bir Kitap’ta yazılıdır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

6. “Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah'a aittir. O, canlıları babalarının sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta iken de bilir. Her şey apaçık bir Kitaptadır.” Evet yeryüzünde debelenen, hareket eden hiç bir varlık yoktur ki Allah onların rızklarını kendi üzerine almış, rızklarına kefil olmuş olmasın. Şu anda yeryüzünde debelenen kaç çeşit varlık var? Kaç miktar varlık var? Bu varlıklar nerede ve nasıl bir hayat içindedirler? Nasıl bir şart altındadırlar? Hayatlarını sürdürebilmek için neye ihtiyaçları var? Nasıl bir hayat yaşamalıdırlar? Bunların hepsini bilen bir Allah’tır O. Allah’tan başka bunu kimsenin bilmesi de mümkün değildir. Onların isimlerini, sayılarını, yerlerini, yurtlarını, yaşam biçimlerini, rızklarını ve ihtiyaçlarını, hayatlarını nasıl sürdürmeleri gerektiğini, rollerini bilen ve düzenleyen Allah’tır. Hiç bir varlık O’nun ilminin dışında kalamaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar, karadakilerden, denizin içindekilere kadar bu varlıkların beden yapıları hayat tarzlarına ne kadar uygun düşüyor değil mi? En küçük bir sineğin bile bakımını, beslenmesini, korunmasını, nerede olursa olsun yolunu bulmasını Allah’tan başka kimse öğretmemiştir ona. Evet tüm varlıkların, tüm kullarının rızkı Allah’ın elindedir. Hiç kimsenin elinin değmediği, değemeyeceği, elinin erişemeyeceği yâni kimsenin müdahale edemeyeceği tüm rızıklar, tüm servetler onun elindedir. Rızık konusunda yetki sadece O’na aittir. Dilediklerine rızkı genişletir bol bol verir, dilediklerine de kısıverir. Çünkü O her şeyi bi-lendir. Kimin neye muhtaç olduğunu, kime ne kadar vereceğini, kime ne kadar kısacağını bilendir. Rızkı takdir eden Odur. Hikmet sahibidir o. Hikmeti gereği yapar bu taksimi. Onun ilmi her şeyi kuşattığı için bir kulu için zenginliğin mi hayırlı, yoksa fakirliğin mi, onu en iyi bilen odur. Bol vermesinde de az vermesinde de mutlaka bir hikmet ve ha-yır vardır. Öyleyse bu konuda ona akıl vermeye, ona yol göstermeye gerek yoktur. Ya Rabbi bana şu kadar vermeliydin! Beni şununla im-tihan etmeliydin! Ben buna lâyıktım! Beni şununla imtihan etseydin ben mutlaka imtihanı kazanırdım! Diyerek ona karşı gelmenin anlamı yoktur. Çünkü kime ne kadar vereceğini çok iyi bilendir Rabbimiz. Bir de bu konuda endişeye de gerek yoktur. Rabbimiz tüm varlıkların rızkını veren ve bunu teminat altına alandır. Bana ayırdığını yanlışlıkla hiç bir zaman başkalarına vermeyecek kadar bilgi ve hikmet sahibi, başkalarına ayırdığını da çatlasam patlasam da, sadece gündüz değil geceleri de çalışıp çabalasam da asla bana vermeyecek kadar âdil bir Allah’tır o. Evet madem ki tüm rızıklar onun elindedir, madem ki herke-sin rızkını veren ve teminat altına alan odur, madem ki rızık konu-sunda tüm insanlar ona muhtaçtır o halde bu insanlar neden Rablerini bırakır da Onun berisinde kendilerine velîler bulmaya çalışrlar? Neden Rablerinin kendileri adına gönderdiği hayat programından yüz çevirirler de kendileri gibi rızka muhtaç insanların kanunlarına itaatten yana olmaya çalışırlar? Neden ihtilâf ettikleri konularda Rablerinin hükmüne müracaat etmezler? Neden Rablerinin kitabına baş vur-mazlar da başkalarının hükümlerine baş vururlar. Rızık konusunda ona yönelen, onun arzında yaşayan, onun havasını tüketen, onun suyundan istifade eden, onun arzında yaşayan, onun verdiği azaları kullanan bu insanlar hayat programı konusunda neden onunkinden yana olmuyorlar? Neden onun kitabından habersiz yaşamaya çalışıyorlar? Neden onun peygamberiyle diyaloga yanaşmıyorlar? Rabbimiz hayata karışıcı tek Rab ve İlâh olarak kendi rubûbi-yet ve ulûhiyetini tanıtmaya devam ediyor.